Nedim Şener

Nedim Şener

Nedim Şener (d. 28 Kasım 1966, Almanya), Türk gazeteci ve yazar.

Yaşamı

1990 yılında İstanbul Üniversitesinde, "Uluslararası Ticaret ve Türkiye'nin Dünya Ekonomisine Eklemlenmesi" başlıklı teziyle, iktisat dalında yüksek lisansını tamamladı. Gazeteciliğe 1992 yılında Dünya gazetesinde başladı. 1994 yılında çalışmaya başladığı Milliyet gazetesindeki işine Mayıs 2011'de son verildi. Ocak 2010'dan Mart 2011'e kadar Posta gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Yolsuzluk, terör finansmanlığı, Susurluk olayı, Hrant Dink suikastı, Gülen cemaati ve istihbarat konularında kitapları yayımlanmıştır.

3 Mart 2011'de Oda TV'ye yönelik Ergenekon soruşturması kapsamında gazeteci Ahmet Şık ile birlikte gözaltına alınan Şener, tutuklandıktan sonra Silivri Cezaevi'ne konuldu. Ergenekon terör örgütüne yardım ettiği gerekçesiyle yedi yıldan 15 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmıştır. 12 Mart 2012'de tahliye edilmiştir. Tahliyesinin ardından yaptığı araştırmaların bedelini ödetmeye çalıştıklarını ifade ederken, “Hrant için adalet için diyerek cezaevine girdim aynı sözler ile çıkıyorum. Hrant Dink için adalet sağlanmadıkça ne özgürlükten ne güvenlikten bahsedebiliriz. Bundan sonra bütün amacımız Hrant Dink’in kanını yerde bırakmamak olacak. İlk haberim Hrantla ilgili olacak. Gerçek hapsedilemez” dedi.

Kitapları

  • Helal Tekme: Korkma, Alışma, Unutma! (2014)
  • Baba Seni Neden Oraya Koydular? (2012) (Silivri Cezaevi Süreci)
  • Kırmızı Cuma (2011) (Hrant Dink suikastı)
  • İşte Hayatım (2010) (Uğur Dündar biyografisi)
  • Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları (2009)
  • Türkiye'de Farklı Olmak (2009) (Binnaz Toprak, İrfan Bozan ve Tan Morgül ile birlikte)
  • Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen ve Cemaat (2009)
  • Hayırsever Terrorist (2006) (Şeyh Yasin El Kadı dosyası)
  • Fırsatlar Ülkesinde Bir Kemal Abi (2005) (Kemal Unakıtan dosyası)
  • Kod Adı: Atilla (2004) (Susurluk olayı)
  • Naylon Holding (2002)
  • Tepeden Tırnağa Yolsuzluk (2001)
  • Uzanlar: Bir Korku İmparatorluğunun Çöküşü (2000)
  • Altın: İstanbul Altın Borsası ve Dünya'daki Örnekleri (1994)

Ödülleri

  • 1998, 1999, 2000 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yılın Ekonomi Muhabiri Ödülü
  • 1998 Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü
  • 2002 Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü
  • 2007 Çağdaş Gazeteciler Derneği Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü
  • 2009 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü Ödülü
  • 2010 Abdi İpekçi Yılın Gazetecilik Ödülü
  • 2010 Kemal Sunal Kültür ve Sanat Ödülleri En İyi Yazar Ödülü
  • 2010 Türkiye Yayıncılar Birliği Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü
  • 2010 Uluslararası Basın Enstitüsü (International Press Institute) Basın Özgürlüğü Kahramanı
  • 2010 PEN İfade Özgürlüğü Ödülü
  • 2012 Kutlu Adalı Onur Ödülü
  • 2013 Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) Uluslararası Basın Özgürlüğü Ödülü
  • 2015 Leipzig Basın Özgürlüğü ve Medyanın Geleceği Ödülü

Kaynakça

Sel

Sel

Sel, genellikle kuru olan araziyi sular altında bırakan bir su taşkını olayıdır. "Akma halinde olan su" anlamına gelen kelime, gelgitin içeri akışına da uygulanabilmektedir. Taşkınlar hidroloji disiplinin bir çalışma alanıdır. Tarım, inşaat mühendisliği ve halk sağlığı gibi alanlarda önemli bir endişe kaynağıdır. Genellikle insanların çevreye verdiği değişiklikler, sellerin yoğunluğunu ve sıklığını arttırır. Örneğin; ormansızlaşma ve sulak alanların kaldırılması gibi arazi kullanımı değişiklikleri, su seti akışındaki değişikliklere ve iklim değişikliğine yol açar. Aynı zamanda deniz seviyesinin yükselmesi gibi daha büyük çevresel sorunlara da yol açmaktadır.

Seller, orman yangınlarından sonra dünyadaki en yaygın ikinci doğal afet olarak kabul edilir.

Sel; nehir, göl veya okyanus gibi su kütlelerinden su taşması halinde meydana gelir. Seller suyun üst üste geldiği veya setlerin kırıldığı zaman suyun bir kısmının olağan sınırlarından kaçmasına neden olabilir ya da alansal bir taşkında doymuş bir zeminde yağmur suyunun birikmesi ile ortaya çıkabilir. Bir gölün veya başka bir su kütlesinin boyutu, yağıştaki mevsimsel değişiklikler ve kar erimesi ile değişmektedir. Bu boyuttaki değişikliklerin mülkleri su basmadığı veya evcil hayvanları boğmadığı sürece önemli kabul edilmesi olası değildir.

Seller, özellikle su yolundaki kıvrımlarda veya mendereslerde meydana gelir. Fakat akış hızı nehir kanalının kapasitesini aştığında ise nehirlerde de meydana gelebilir. Taşkınlar, nehirlerin doğal taşkın ovalarında olmaları halinde evlere ve iş yerlerine zarar verir. Nehirlerdeki taşkın hasarı, nehirlerden ve diğer su kütlelerinde uzaklaştırılarak ortadan kaldırılabiliyorken insanlar geleneksel olarak bu nehir kıyılarında yaşamakta ve çalışmaktadırlar. Çünkü araziler genellikle düz ve verimli olduğundan kolay ticaret, sanayi ve seyahat erişimi sağlamaktadır.

Etimoloji

Sel kelimesi, Cermen dillerinde yaygın bir kelime olan Eski İngilizcedeki "flod" kelimesinden gelmektedir.

Ana Türleri

Alansal

Su, yağış ve kar erimesi ile sızarak veya kaçarak daha hızlı eridiğinde düz veya alçak alanlarda selleri meydana getirir. Fazlalık bazen tehlikeli derinliklere kadar yerinde birikir. Yüzey toprağı doymuş hale gelerek su tablasının bir taşkın yatağı gibi sığ olduğu yerlerde bir veya bir dizi fırtınadan gelen yoğun yağmur nedeniyle sızmayı etkili bir şekilde durdurabilir. Sızıntılar ayrıca donmuş zemin, kaya, beton, kaldırım veya çatılar yoluyla ihmal edilebilir derecede yavaşlatılır. Alansal taşkın, taşkın yatakları gibi düz alanlarda ve bir akarsu kanalına bağlı olmayan yerel çöküntülerde başlar, çünkü kara akışının hızı yüzey eğimine bağlıdır. Endorheik havzalar, yağışların buharlaşmayı aştığı dönemlerde alan selleri yaşayabilir.

Riverine ( Kanal )

Seller; nemli bölgelerdeki en küçük geçici akarsulardan, kurak iklimlerdeki normal kuru kanallara ve dünyanın en büyük nehirlerine kadar her türlü nehir ve dere kenarlarında meydana gelir. Toprak üstü akış, toprak üstü alanlarda meydana geldiğinde tortulların akışla toplandığı ve asılı madde veya yatak yükü olarak taşındığı çamurlu bir sele neden olabilir. Lokalizel sel; heyelanlar, buz, enkaz veya kunduz barajları gibi drenaj engellerinden kaynaklanabilir veya daha da kötüleşebilir.

Yavaş yükselen seller en yaygın olarak büyük havza alanlarına sahip büyük nehirlerde görülür. Akıştaki artış sürekli yağış, hızlı kar erimesi, muson yağmurları veya tropikal siklonların bir sonucu olabilir. Bununla birlikte, kuru iklime sahip bölgelerde büyük nehirler büyük havzalara sahip olduğundan dolayı hızlı sel olayları yaşanabilmektedir. Ancak küçük nehir kollarının havzaları daha küçük olduğundan dolayı yağış, küçük bölgelerde çok yoğun olabilir.

Ani sellerde dahil olmak üzere hızlı sel olayları, daha küçük nehirlerde, dik vadilere sahip nehirlerde, geçirimsiz arazide uzunluğunun büyük bir kısmı boyunca akan nehirlerde veya normal olarak kuru kanallarda daha sık görülür. Nedeni lokalize konvektif yağış (yoğun gök gürültülü fırtınalar) veya bir baraj, toprak kayması, buzulun arkasında oluşturulan bir yukarı akıştan ani bir salınım olabilir. Bir durumda; ani bir sel baskını, dar bir kanyondaki popüler bir şelalede Pazar günü öğleden sonra suyun tadını çıkaran sekiz kişiyi öldürdü. Gözlemlenen herhangi bir yağış olmadan, akış hızı sadece bir dakika içinde saniyede yaklaşık 50 ila 1.500 metreküp’e (1.4 ila 42m³/s) arttı. Bir hafta içinde aynı yerde iki büyük sel meydana geldi, ancak o günlerde hiç kimse şelalede değildi. Ölümcül sel; drenaj havzasının dik, çıplak kaya yamaçlarının yaygın olduğu ve ince toprağın zaten doymuş olduğu bir kısımdaki fırtınadan kaynaklanmaktadır.

Ani sel baskınları, Amerika Birleşik Devletleri’nin Güneybatısındaki Arroyos olarak bilinen ve başka yerlerde birçok isimle bilinen kurak bölgelerdeki normalde kuru kanallarda görülen en yaygın sel türüdür. Bu ortamda gelen ilk sel suyu kumlu dere yatağını ıslatırken tükenir. Böylece selin ön kenarı daha sonra daha yüksek akışlardan daha yavaşça ilerler. Sonuç olarak hidrografın yükselen kolu, akış hızı o kadar büyük olana kadar, taşkın aşağıya doğru hareket ettikçe daha hızlı hale gelir ve toprağı ıslatarak tükenmeyi önemsiz hale getirir.

Nehir Ağzı Ve Kıyı

Haliçlerdeki seller genellikle rüzgarların ve düşük barometrik basıncın neden olduğu fırtına dalgalarının ve yüksek nehir akışlarını karşılayan büyük dalgaların bir kombinasyonundan kaynaklanır.

Kıyı bölgeleri, yüksek gelgitler ve denizdeki büyük dalga olayları ile birleşen fırtına dalgalanmaları ile sular altında kalabilir. Bu da sel savunmasını aşan dalgalara veya şiddetli durumlarda tsunami ve tropikal siklonlara neden olabilir. Tropikal bir siklondan veya ekstratropik bir siklondan gelen bir fırtına dalgası bu kategoriye girer. NHC (Ulusal Kasırga Merkezi) tarafından yapılan açıklamalara göre: “Fırtına dalgası, tahmin edilen astronomik gelgitlerin üstünde ve bir fırtınanın ürettiği ilave bir su yükselmesidir.” Fırtına dalgası, astronomik gelgit kombinasyonu nedeniyle su seviyesi artışı olarak tanımlanan fırtına gelgiti ile karşılaştırılmamalıdır. Su seviyesindeki bu artış, özellikle fırtına dalgalanması bahar gelgiti ile çakıştığı zaman kıyı bölgelerinde aşırı sellere neden olabilir, bu da bazı durumlarda fırtına gelgitlerinin 20 fit veya daha fazla olmasına neden olur.

Kentsel Sel

Kentsel sel, özellikle fırtına kanalizasyonları gibi drenaj sistemlerinin kapasitesini aşan yağışların neden olduğu daha yoğun nüfuslu bölgelerde, yerleşik bir ortamda arazi veya mülkün su altında kalmasıdır. Kentsel sel bazen ani sel veya kar erimesi gibi olaylarla tetiklense de, etkilenen toplulukların belirli taşkın yatakları içinde veya herhangi bir su kütlesinin yakınında olup olmadığına bakılmaksızın, topluluklar üzerindeki tekrarlayan ve sistemik etkileri ile karakterize edilen bir durumdur. Nehirlerin ve göllerin potansiyel taşması dışında; kar erimesi, yağmur suyu, veya hasarlı su şebekelerinden salınan sular mülk üzerinde ve kamusal geçiş haklarında birikerek bina duvarlarında ve zeminlerden sızabilir veya kanalizasyon boruları, tuvaletler ve lavabolar arayıcılığıyla binalara yedeklenebilir.

Kentsel alanlarda taşkın etkileri, akan suyun hızını arttıran mevcut asfalt yollar ve caddeler ile şiddetlenebilir. Geçimsiz yüzeyler yağmurun toprağa sızmasını engeller böylece yerel drenaj kapasitesini aşabilecek daha yüksek bir yüzey akışına neden olur.

Kentleşmiş alanlardaki taşkın akışı hem nüfus hem de alt yapı için bir tehlike oluşturmaktadır. Yakın zamandaki bazı felaketler arasında 1998’de Nimes (Fransa) ve 1992’de Vaison-La-Romaine (Fransa) su baskınları, 2005’te New Orleans (ABD) sel felaketi ve 2010-2011 yazında Queensland’da (Avustralya), Rockhampton, Bundaberg, Brisbane’deki seller yer alıyor. Kentsel ortamlardaki taşkın akışları, yüzyıllarca süren sel olaylarına rağmen nispeten yakın zamanda incelenmiştir. Son zamanlarda yapılan bazı araştırmalar, su basmış alanlardaki bireylerin güvenli tahliyesi için kriterleri dikkate almıştır.

Felaket

Felaket nehir taşkınları, genellikle bir barajın çökmesi gibi büyük altyapı arızalarıyla ilişkilidir. Ancak bir heyelan, deprem veya volkanik patlamadan kaynaklanan drenaj kanalı modifikasyonundan da kaynaklanabilir. Örnekler arasında, taşkınlar ve laharlar yer alır. Tsunamiler, en çok deniz altı depremlerinden kaynaklanan ve felaketle sonuçlanan kıyı taşkınlarına neden olabilir.

Nedenleri

Yukarı Eğim Faktörleri

Doğal yağışlardan, kontrollu veya kontrolsuz rezervuar salınımlarından bir drenaj kanalına ulaşan suyun miktarı, yeri ve zamanlaması, aşağı akış konumlarındaki akışı belirler. Bazı yağışlar buharlaşır, bazıları toprakta yavaşça süzülür, bazıları ise geçici  kar veya buz olarak ayrılabilir. Bazıları kaya, kaldırım, çatılar ve doymuş veya donmuş zemin gibi yüzeylerden hızlı akış oluşturabilir. Drenaj kanalına hızlı bir şekilde ulaşan yağışların oranı; kuru, düz bir zeminde hafif yağmur için sıfırdan, biriken karda sıcak yağmurlar için yüzde 170'e yükseldiği gözlemlenmiştir. Yağış kayıtlarının çoğu, sabit bir zaman aralığı içinde alınarak ölçülen su derinliğine dayanır.

Yağış eşiğinin sıklığı, gözlemlerin mevcut olduğu toplam süre boyunca bu eşiği aşan ölçümlerin sayısına göre belirlenebilir. Bireysel veri noktaları, ölçülen her derinliği gözlemler arasındaki zaman dilimine bölerek yoğunluğa dönüştürür. Yağış olayının süresi, ölçümlerin bildirildiği sabit zaman aralığından daha az ise, bu yoğunluk gerçek tepe yoğunluğundan daha az olacaktır. Konvektif yağış olayları (gök gürültülü fırtınalar), orografik yağışlardan daha kısa süreli fırtına olayları üretme eğilimindedir. Yağış olaylarının süresi, yoğunluğu ve sıklığı sel tahmininde önemlidir. Yağış olaylarının süresi, yoğunluğu ve sıklığı sel tahmininde önemlidir. Kısa süreli yağış, küçük drenaj havzalarında sel için daha önemlidir.

Taşkın büyüklüğünü belirlemede en önemli faktör yukaru eğim faktörüdür. ilgilenilen bölgenin su havzasında olan yukarı yönündeki arazi alanıdır. Yağış yoğunluğu, yaklaşık 30 mil kare veya 80 kilometre kareden daha küçük havzalar için ikinci en önemli faktördür. Ana kanal eğimi, daha büyük su havzaları için ikinci en önemli faktördür. Kanal eğimi ve yağış yoğunluğu, sırasıyla küçük ve büyük havzalar için üçüncü en önemli faktör haline gelmektedir.

Konsantrasyon süresi, Yukarı akış drenaj alanının en uzak noktasından, ilgili alanın taşmasını kontrol eden drenaj kanalının noktasına ulaşmak için gereken zamandır. Konsantrasyon süresi, ilgi alan için kritik tepe yağış süresini belirler. Yoğun yağışların kritik süresi, çatı ve otopark drenaj yapıları için sadece birkaç dakika olabilirken, birkaç gün boyunca kümülatif yağışlar nehir havzaları için kritik olabilmektedir.

Aşağı Eğim Faktörleri

Yokuş aşağı akan su, sonunda hareketi yavaşlatan aşağı akış koşullarıyla karşılaşır. Kıyı su baskınlarının nihai kısıtlaması genellikle okyanus veya doğal gölleri oluşturan bazı kıyı su baskınlarıdır. Taşkın alçak arazilerde, gelgit dalgalanmaları gibi yükseklik değişiklikleri, kıyı ve nehir ağzı taşkınlarının önemli belirleyicileridir. Tsunamiler ve fırtına dalgalanmaları gibi daha az tahmin edilebilir olaylar da büyük su kütlelerinde yükseklik değişikliklerine neden olabilir. Akan suyun yüksekliği, akış kanalının geometrisi ve özellikle kanal derinliği, akış hızı ve içindeki tortu miktarı ile kontrol edilir. köprüler ve kanyonlar gibi akış kanalı kısıtlamaları, kısıtlamanın üzerindeki su yüksekliğini kontrol etme eğilimindedir. Drenajın herhangi bir erişimi için gerçek kontrol noktası, değişen su yüksekliği ile değişebilir, bu nedenle daha uzak bir nokta daha yüksek su seviyelerinde kontrol edene kadar daha yakın bir noktada daha düşük su seviyelerini kontrol edebilir.

Etkili taşkın kanalı geometrisi, bitki örtüsünün büyümesi, buz veya enkaz birikimi ya da taşkın kanalı içindeki köprülerin, binaların veya barajların inşası ile değiştirilebilir.

Tesadüf

Aşırı sel olayları genellikle yoğun kar yığınını eriten, yüzen buzdan kanal tıkanıklıkları üreten ve kunduz barajları gibi küçük engellerin serbest bırakılması ve alışılmadık derecede yoğun, sıcak yağışlar gibi tesadüflerden kaynaklanır. Tesadüfi olaylar, yalnızca engellenmemiş drenaj kanalları içinde akan yağış akışını dikkate alan basit istatistiksel tahmin modellerinde beklenenden daha sık taşkınlara neden olabilir. Kanal geometrisinin enkaz modifikasyonu, ağır akışlar sökülmüş odunsu bitki örtüsünü, tekneler ve demiryolu ekipmanları da dahil olmak üzere taşkından  hasar görmüş yapıları ve araçları hareket ettirdiğinde yaygındır. 2010-2011 Queensland selleri sırasında yapılan son saha ölçümleri, yalnızca akış hızına, su derinliğine veya spesifik momentuma dayanan herhangi bir kriterin, hız ve su derinliği dalgalanmalarının neden olduğu tehlikeleri hesaba katamayacağını göstermiştir. Bu düşünceler, akış hareketi tarafından sürüklenen büyük enkaz ile ilgili riskleri daha da göz ardı etmektedir.

Bazı araştırmacılar, kesip doldurarak oluşturulan ulaşım koridorları ile kentsel alanlarda depolama etkisinden bahsetmişlerdir. Menfezler enkaz tarafından engellenirse ve akış sokaklar boyunca yönlendirilebilirse, menfezler dolgulara dönüştürülebilir. Çeşitli çalışmalar, fırtına olayları sırasında sokaklardaki akış kalıplarını, yeniden dağılımını ve sel modellemesi üzerindeki etkilerini incelemiştir.

Etkileri

Birincil Etkileri

Selin başlıca etkileri arasında can kaybı ve köprüler, kanalizasyon sistemleri, yollar ve kanallar dahil olmak üzere binalara ve diğer yapılara verilen hasar yer alır.

Sel de sık sık o zaman güç kaybına yol açtığı etkiler çalmak olan enerji iletim ve bazen güç üretimi, hasar. Bu, içme suyu arıtımı ve su temini kaybını içerir, bu da içme suyu kaybına veya ciddi su kirliliğine neden olabilir. Ayrıca kanalizasyon bertaraf tesisleri kaybına neden olabilir. Sel sularında insan kanalizasyon ile birlikte temiz su eksikliği, Selin konumuna bağlı olarak tifo, giardia, cryptosporidium, Kolera ve diğer birçok hastalığı içerebilen su kaynaklı hastalık riskini artırır.

"Bu, 2000 yılında Mozambik'teki yüzlerce insanın limpopo Nehri evlerini sular altında bıraktıktan sonra mülteci kamplarına kaçmasıyla oldu. Kısa bir süre sonra hastalandılar ve sağlıksız koşullar tarafından yayılan Kolera ve şişmiş nehir kıyılarında gelişen sivrisinekler tarafından yayılan sıtmadan öldüler."

Yollara ve ulaşım altyapısına verilen hasar, etkilenenlere yardım seferber etmeyi veya acil sağlık tedavisi sağlamayı zorlaştırabilir.

Sel suları genellikle tarım arazilerini sular altında bırakır, bu da araziyi çalışamaz hale getirir ve ekinlerin ekilmesini veya hasat edilmesini önler, bu da hem insanlar hem de çiftlik hayvanları için yiyecek eksikliğine neden olabilir. Bir ülke için tüm hasatlar aşırı sel koşullarında kaybolabilir. Bazı ağaç türleri, kök sistemlerinin uzun süre su basmasına dayanamayabilir.

İkincil Ve Uzun Vadeli Etkiler

Turizmde geçici bir düşüş, yeniden yapılanma maliyetleri veya fiyat artışlarına yol açan gıda kıtlığı nedeniyle ekonomik sıkıntı, şiddetli sellerin ortak bir etkisidir. Etkilenenler üzerindeki etki, özellikle ölümler, ciddi yaralanmalar ve mülk kaybı meydana geldiğinde, etkilenenlere psikolojik hasara neden olabilir.

Kentsel sel, kronik olarak ıslak evlere neden olabilir, bu da iç mekan küfünün büyümesine neden olur ve özellikle solunum semptomları olmak üzere olumsuz sağlık etkilerine neden olur. kentsel sellerin de etkilenen mahalleler için önemli ekonomik etkileri vardır. Amerika Birleşik Devletleri'nde, endüstri uzmanları ıslak bodrumların mülk değerlerini yüzde 10-25 oranında azaltabileceğini ve bir ev satın almamanın en önemli nedenlerinden biri olduğunu tahmin ediyor. ABD'ye göre Federal Acil durum yönetimi Ajansı (FEMA), küçük işletmelerin yaklaşık yüzde 40'ı bir sel felaketinden sonra kapılarını asla yeniden açmıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde, hem evlerde hem de işletmelerde sel hasarına karşı sigorta mevcuttur.

Seller de büyük bir yıkıcı güç olabilir. Su aktığında, köprüler, yapılar, evler, ağaçlar, arabalar gibi her türlü bina ve nesneyi yıkma yeteneğine sahiptir... Örneğin, 2007 yılında Bangladeş'te bir milyondan fazla evin tahrip edilmesinden bir sel sorumluydu. Ve Amerika Birleşik Devletleri'nde her yıl seller 7 milyar dolardan fazla hasara neden oluyor.

Yarar

Seller (özellikle daha sık veya daha küçük seller), yeraltı suyunu yeniden şarj etmek, toprağı daha verimli hale getirmek ve bazı topraklarda besin maddelerini arttırmak gibi birçok fayda sağlayabilir. Sel suları, yağışların yıl boyunca çok eşit olmayan bir şekilde dağıtılabileceği ve tarım arazisindeki zararlıları öldürebileceği kurak ve yarı kurak bölgelerde çok ihtiyaç duyulan su kaynaklarını sağlar. Tatlı su selleri özellikle nehir koridorlarında ekosistemlerin korunmasında önemli bir rol oynamaktadır ve taşkın yatağı biyoçeşitliliğinin korunmasında önemli bir faktördür. Sel, besin maddelerini göllere ve nehirlere yayabilir, bu da biyokütlenin artmasına ve balıkçılığın birkaç yıl içinde iyileşmesine neden olabilir.

Bazı balık türleri için, su basmış bir taşkın yatağı, az sayıda yırtıcı hayvan ve gelişmiş besin veya gıda seviyeleri ile yumurtlama için oldukça uygun bir yer oluşturabilir. hava balıkları gibi balıklar, yeni habitatlara ulaşmak için sellerden yararlanır. Kuş popülasyonları, sellerin neden olduğu gıda üretimindeki artıştan da kar elde edebilir.

Periyodik sel, Dicle-Fırat nehirleri, Nil Nehri, İndus Nehri, Ganj Nehri ve sarı nehir boyunca eski toplulukların refahı için gerekliydi. Yenilenebilir bir enerji kaynağı olan hidroelektrik canlılığı, sel eğilimli bölgelerde de daha yüksektir.

Taşkın Güvenliği Planlaması

Amerika Birleşik Devletleri'nde, Ulusal Hava Servisi, seller için "arkanı dön, Boğulma" tavsiyesini verir; yani, insanların geçmeye çalışmak yerine sel bölgesinden çıkmalarını önerir. En temel düzeyde, sellere karşı en iyi savunma, öngörülebilir riskleri sel tehlike bölgelerini işgal etmenin yararları ile dengelerken, yüksek değerli kullanımlar için daha yüksek bir zemin aramaktır.:22-23 hastaneler, acil durum operasyon merkezleri ve polis, yangın ve kurtarma hizmetleri gibi kritik toplum güvenliği tesisleri, en az sel riski olan alanlarda inşa edilmelidir. Kaçınılmaz olarak taşkın tehlikesi olan alanlarda olması gereken köprüler gibi yapılar, taşkınlara dayanacak şekilde tasarlanmalıdır. Sel için en çok risk altındaki alanlar, bir sel yakın olduğunda insanlar daha güvenli bölgelere çekildikçe geçici olarak terk edilebilecek değerli kullanımlara konulabilir.

Taşkın güvenliği planlaması, aşağıdakiler de dahil olmak üzere analiz ve mühendisliğin birçok yönünü içerir:

-önceki ve şimdiki sel yüksekliklerinin ve su basmış alanların gözlemlenmesi,

-istatistiksel, hidrolojik ve hidrolik model analizleri,

-gelecekteki sel senaryoları için su basmış alanların ve taşkın yüksekliklerinin haritalanması,

-uzun vadeli arazi kullanım planlaması ve düzenlenmesi,

-selleri kontrol etmek veya dayanmak için yapıların mühendislik tasarımı ve inşaatı,

-ara dönem izleme, tahmin ve acil müdahale planlaması ve

-kısa vadeli izleme, uyarı ve yanıt işlemleri.

Her konu, zaman, mekan ve ilgili insanlar arasında değişen kapsam ve ölçek ile farklı ama ilgili sorular sunar. Taşkınlarda çalışan mekanizmaları anlama ve yönetme girişimleri en az altı bin yıldır yapılmıştır.

Amerika Birleşik Devletleri'nde, Devlet Taşkın Yöneticileri Derneği tüm olumsuz etkilere neden olmadan sel nedeniyle mevcut ve gelecekteki kayıpları, maliyetleri ve insan acı hafifletmek ve taşkın doğal ve yararlı işlevlerini korumak için eğitim, politika ve faaliyetleri teşvik etmek için çalışır. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki afet azaltma için en iyi uygulama örneklerinden oluşan bir portföy, Federal Acil durum yönetimi Ajansı'ndan edinilebilir.

Kontrol

Ana Madde: Taşkın Kontrolü

Dünyanın birçok ülkesinde, sellere eğilimli su yolları genellikle dikkatli bir şekilde yönetilmektedir. Gözaltı havzaları, barajlar, demetler, rezervuarlar ve savaklar gibi savunmalar, su yollarının kıyılarını taşmasını önlemek için kullanılır. Bu savunmalar başarısız olduğunda, kum torbaları veya taşınabilir şişirilebilir tüpler gibi acil önlemler genellikle selleri durdurmaya çalışmak için kullanılır. Kıyı selleri, deniz duvarları, plaj beslenmesi ve bariyer Adaları gibi kıyı savunmaları ile Avrupa ve Amerika'nın bazı bölgelerinde ele alınmıştır.

Nehirlerin ve akarsuların yakınındaki kıyı bölgesinde, birçok su yolunun uzun süreler boyunca dolaşmasına neden olan doğal kuvvetleri yavaşlatmak veya tersine çevirmek için erozyon kontrol önlemleri alınabilir. Barajlar gibi taşkın kontrolleri, taşkınların oluşumunu ve şiddetini azaltmaya çalışmak için zaman içinde inşa edilebilir ve muhafaza edilebilir. ABD'de, Mühendisler, ABD Ordusu gibi taşkın kontrolü barajlar ağı korur.

Kentsel sellere eğilimli alanlarda, bir çözüm insan yapımı kanalizasyon sistemlerinin ve yağmursuyu altyapısının onarımı ve genişletilmesidir. Başka bir strateji, doğal drenaj kanalları, gözenekli kaldırımlar ve sulak alanlar (toplu olarak yeşil altyapı veya sürdürülebilir kentsel drenaj sistemleri (köpük) olarak bilinir) yoluyla sokaklardaki, otoparklardaki ve binalardaki geçirimsiz yüzeyleri azaltmaktır. Sel eğilimli olarak tanımlanan alanlar, ara sıra sellere tahammül edebilecek parklara ve oyun alanlarına dönüştürülebilir. Yönetmelikler, geliştiricilerin yağmur suyunu yerinde tutmalarını ve binaların yükselmesini, taşkın duvarları ve barajlarla korunmasını veya geçici su baskınlarına dayanacak şekilde tasarlanmasını gerektirecek şekilde kabul edilebilir. Mülk sahipleri, su akışını binalarından uzaklaştırmak ve yağmur varillerini, Karter pompalarını ve çek valfleri kurmak için mülklerini yeniden düzenlemek gibi çözümlere de yatırım yapabilirler.

Bazı bölgelerde, belirli türlerin (kunduzlar gibi) varlığı taşkın kontrol nedenleri için yararlı olabilir. Kunduzlar, nehirden aşağı doğru hareket eden sel dalgalarının yüksekliğini azaltacak (şiddetli yağışlar sırasında) ve insan yapılarına verilen zararı azaltacak veya ortadan kaldıracak kunduz barajları inşa eder ve bakımını yapar, barajların yakınında (genellikle tarım arazilerinde) küçük seller pahasına. Bunun yanı sıra, yaban hayatı popülasyonlarını da artırıyor ve kirleticileri (gübre, gübre, bulamaç) filtreliyorlar. İngiltere çevre Bakanı Rebecca Pow, gelecekte kunduzların "kamu yararı" olarak kabul edilebileceğini ve toprak sahiplerine arazilerinde olması için para ödeneceğini belirtti.

Sel Bilgilerinin Analizi

Bir dere ulaşımında bir dizi yıllık maksimum akış hızı, 100 yıllık sel ve diğer tekrarlama aralıklarının taşkınlarını tahmin etmek için istatistiksel olarak analiz edilebilir. Hidrolojik olarak benzer bir bölgedeki birçok sahadan elde edilen benzer tahminler, doğrudan analiz için yeterli veri olmaksızın akışa ulaşmak için taşkın tekrarlama aralıklarının dolaylı olarak tahmin edilmesine izin vermek için her drenaj havzasının ölçülebilir özellikleri ile ilişkili olabilir.

Kanal erişimlerinin fiziksel süreç modelleri genellikle iyi anlaşılmıştır ve belirli kanal koşulları için su basması derinliğini ve alanını ve taşkın yatağı haritalama ve taşkın sigortasında kullanım gibi belirli bir akış hızını hesaplayacaktır. Tersine, son bir Selin gözlemlenen su basması alanı ve kanal koşulları göz önüne alındığında, bir model akış hızını hesaplayabilir. Çeşitli potansiyel kanal konfigürasyonlarına ve akış hızlarına uygulanan bir reach modeli, değiştirilmiş bir kanal için en uygun tasarımın seçilmesine katkıda bulunabilir. 2015 yılı itibarıyla, 1D modelleri (kanalda ölçülen taşkın seviyeleri) veya 2D modelleri (taşkın yatağının uzunluğu boyunca ölçülen değişken taşkın derinlikleri) olmak üzere çeşitli reach modelleri mevcuttur. HEC-RAS, Hidrolik Mühendislik Merkezi modeli, en popüler yazılımlardan biridir, sadece ücretsiz olarak mevcut olduğu için. TUFLOW gibi diğer modeller, hem nehir kanallarında hem de tüm taşkın yatağında taşkın derinliklerini elde etmek için 1D ve 2D bileşenlerini birleştirir.

Tam drenaj havzalarının fiziksel süreç modelleri daha da karmaşıktır. Birçok süreç bir noktada veya küçük bir alanda iyi anlaşılmış olsa da, diğerleri tüm ölçeklerde iyi anlaşılmamıştır ve normal veya aşırı iklim koşullarında süreç etkileşimleri bilinmeyebilir. Havza modelleri tipik olarak arazi-yüzey işlem bileşenlerini (bir kanala ne kadar yağış veya kar erimesinin ulaştığını tahmin etmek için) bir dizi reach modeliyle birleştirir. Örneğin, bir havza modeli, 100 yıllık bir fırtınadan kaynaklanabilecek akış hidrografını hesaplayabilir, ancak bir fırtınanın tekrarlama aralığı nadiren ilişkili selinkine eşittir. Havza modelleri, sel tahmininde ve uyarısında ve arazi kullanım değişikliği ve iklim değişikliğinin etkilerinin analizinde yaygın olarak kullanılmaktadır.

Sel Tahmini

Ana Maddeler: Taşkın Tahmini Ve Taşkın Uyarısı

Sellerin meydana gelmeden önce tahmin edilmesi, önlemlerin alınmasına ve insanların uyarılmasına izin verir, böylece sel koşulları için önceden hazırlanabilirler. Örneğin, çiftçiler hayvanları alçak alanlardan kaldırabilir ve kamu hizmetleri, gerektiğinde hizmetleri yeniden yönlendirmek için acil durum hükümlerini yerine getirebilir. Acil servisler, acil durumlara ortaya çıktıkça cevap vermek için vaktinden önce yeterli kaynağa sahip olmak için hükümler de yapabilir. İnsanlar su basacak alanları tahliye edebilir.

Su yolları için en doğru sel tahminlerini yapmak için, akış akışlarını ölçülen geçmiş yağış olaylarıyla ilişkilendiren uzun bir zaman serisi tarihsel verilere sahip olmak en iyisidir. bu tarihsel bilgiyi, rezervuarlardaki yedek kapasite, yeraltı suyu Seviyeleri ve alan akiferlerinin doygunluk derecesi gibi havza alanlarındaki hacimsel kapasite hakkında gerçek zamanlı bilgi ile birleştirmek de en doğru sel tahminlerini yapmak için gereklidir.

Yağış ve genel hava tahmin tekniklerinin Radar tahminleri de iyi sel tahmininin önemli bileşenleridir. Kaliteli verilerin mevcut olduğu alanlarda, bir Selin yoğunluğu ve yüksekliği oldukça iyi bir doğrulukla ve bol miktarda teslim süresi ile tahmin edilebilir. Bir sel tahmininin çıktısı tipik olarak beklenen maksimum su seviyesi ve bir su yolu boyunca kilit konumlarda gelişinin muhtemel zamanıdır, ve aynı zamanda bir Selin muhtemel istatistiksel geri dönüş süresinin hesaplanmasına izin verebilir. Birçok gelişmiş ülkede, sel riski altındaki kentsel alanlar 100 yıllık bir selden korunmaktadır-bu, herhangi bir 100 yıllık zaman diliminde yaklaşık %63'lük bir olasılıkla bir seldir.

Taunton, Massachusetts'teki ABD Ulusal Hava Servisi (NWS) Kuzeydoğu nehir tahmin Merkezi'ne (RFC) göre, kentsel alanlarda sel tahmini için bir kural, en az 1 inç (25 mm) yağış almasıdır. Birçok NWS Rfc'si, daha büyük su havzalarında ani sel veya sellere neden olmak için kısa bir süre içinde düşmesi gereken toplam yağış miktarını gösteren ani Sel rehberliği ve kafa suyu rehberliği yayınlamaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri, gerçek hidrolojik bilgisayar modellemesi (USGS), ABD Jeolojik araştırmalar bakıldığında, veri kullanır zaman, çeşitli kooperatif gözlem ağları, çeşitli otomatik hava sensörleri (NOHRSC) NOAA Ulusal Operasyonel Hidrolojik Uzaktan Algılama Merkezi, çeşitli hidroelektrik şirketler, vb için entegre bir yaklaşım. günlük veya gerektiği gibi hidrolojik tahminler oluşturmak için beklenen yağış ve/veya kar erimesinin kantitatif yağış tahminleri (QPF) ile birlikte. NWS ayrıca, Saint Lawrence Seaway bölgesinde olduğu gibi hem ABD hem de Kanada'yı etkileyen hidrolojik tahminler konusunda Environment Canada ile işbirliği yapmaktadır.

Küresel Taşkın İzleme Sistemi, "gfms", dünya çapında taşkın koşullarını haritalayan bir bilgisayar aracı, çevrimiçi olarak mevcuttur. Dünyanın herhangi bir yerindeki kullanıcılar, kendi bölgelerinde sellerin ne zaman meydana gelebileceğini belirlemek için GFMS'Yİ kullanabilirler. GFMS, NASA'nın Dünya gözlem uydularından ve küresel yağış ölçüm uydusu "GPM"den gelen yağış verilerini kullanır. GPM'DEN gelen yağış verileri, toprağa ne kadar su aktığını ve akışa ne kadar su aktığını belirlemek için bitki örtüsü, toprak tipi ve araziyi içeren bir arazi yüzey modeli ile birleştirilir.

Kullanıcılar, küresel Haritadaki her 12 kilometrelik ızgara noktasında her 3 saatte bir yağış, akış, su derinliği ve sel istatistiklerini görüntüleyebilir. Bu parametreler için tahminler gelecekte 5 gündür. Kullanıcılar, 1 kilometrelik çözünürlükte su basması haritalarını (su ile kaplandığı tahmin edilen alanlar) görmek için yakınlaştırabilirler.

En ölümcül seller

Ana madde: en ölümcül sellerin listesi

Aşağıda, 100.000 kişi veya daha yüksek ölü sayısına sahip olayları gösteren dünya çapında en ölümcül sellerin bir listesi bulunmaktadır.

Ölü sayıları Olayın ismi Yaşandığı yer Yaşandığı yıl

Efsanelerde ve dinde

Sel efsaneleri (büyük, uygarlığı yok eden seller) birçok kültürde yaygındır.

Dini metinlerde ilahi misilleme şeklinde sel olayları da tanımlanmıştır. Örnek olarak, Genesis sel anlatısı Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam'da önemli bir rol oynamaktadır.

Ayrıca bakınız

  • Doğal afetler
  • Sel kontrolü
  • Ekstrem hava olayları

Kaynakça

Kaynakça

  • O'Connor, Jim E. & John E. Costa (2004) Dünyanın En Büyük Selleri, Geçmişi ve Bugünü: Sebepleri ve Büyüklükleri [Genelge 1254], Washington, DC: ABD İçişleri Bakanlığı, ABD Jeolojik Araştırması
  • Thompson, MT, (1964). New England'daki Tarihsel Taşkınlar [Jeolojik Araştırma Su Temini Belgesi 1779-M]. Washington, DC: Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti Baskı Ofisi .
  • Powell, W. Gabe, 2009, Yerel Taşkın Ovası Yönetimi için Hidrolojik Model Girdisi Olarak Ulusal Tarım Görüntü Programı (NAIP) Verilerini Kullanarak Arazi Kullanımı/Arazi Örtüsünü (LULC) Tanımlama, Uygulamalı Araştırma Projesi, [ http: //ecommons.txstate. edu / arp / 296 / 24 Şubat 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Texas Eyalet Üniversitesi - San Marcos

Dış Bağlantılar

  • Dünya Meteoroloji Örgütü'nden Taşkın Yönetimi ile ilgili İlişkili Program 26 Ocak 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  • Sel ve doğal tehlike araştırma gelen anız yangını ve Doğal Tehlikeler CRC
  • Uluslararası Sel İnisiyatifi 18 Ocak 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. adlı UNESCO

Erol Evcil

Erol Evcil

Erol Evcil ya da gerçek adıyla Erol Eşrefoğlu(d. 2 Mayıs 1966 Mudanya) tefeci iş adamıdır.

Nesim Malki cinayetinin azmettiricisi olduğu ve kara para aklama gerekçesiyle yargılanan Bursalı iş adamı. Eşrefoğlu Turizm şirketiyle 1986 yılında iş hayatına atılan Evcil, 1991 yılında Cavit Çağlar'ın oğlu Mustafa Çağlar'la yakın ilişkisi sayesinde iplik işine girdi. Çağlar ve Ali Osman Sönmez'den iplik alarak piyasaya girdi. Uzun süre sahte pasaport alarak askerlikten kurtulmak için hile yaptığı gerekçesiyle gıyabi tutuklama kararıyla arandı.

Hayatı

Bu süre zarfında Türkiye İş Bankası'ndan kredi aldı. Asker kaçağı olarak yakalandıktan sonra İstanbul Barosu Yönetim Kurulu'nda yer alan Adil Öngen'in Türkbank'ın Evcil'e satışına engel olduğu için Alaattin Çakıcı'nın adamları tarafından taranması olayına adı karıştı. Bu olay ise aralarında geçen telefon görüşmeleri yüzünden patlak verdi.

  • Haziran 1997'de Orta Doğu ve Balkanlar'ın en büyük entegre zeytin fabrikasını kurduğunu kamuoyuna ilan eden Evcil'in, adı kısa sürede "Zeytin Kralı"na çıktı. Alaattin Çakıcı'nın arkadaşı olduğu bilinen Evcil'in bu ilişkileri sayesinde kamu bankalarından rahatlıkla kredi aldığı da ortaya çıktı.
  • Türkiye İş Bankası'nın, Evcil'in dev yatırımı Eze Zeytincilik'e 150 milyon dolar kredi verdiği, ayrıca Evcil'in 26.7 milyon dolarlık borcunu da karşıladığı ortaya çıktı. Bu süreç, yıllarca İş Bankası Genel Müdürlüğü görevini yürüten Ünal Korukçu'nun bankadan emekli olmasına neden oldu.
  • Türkbank'ın ise iş adamı Korkmaz Yiğit tarafından satın alınma girişiminden önce Evcil'e 12.5 milyon dolarlık döviz kredisinin yanı sıra 1.5 trilyon liralık da dövize endeksli kredi verdiği belirlendi.
  • Evcil ayrıca Adil Öngen'in arabasının kurşunlanması olayında Çakıcı'yı azmettirdiği gerekçesiyle suçlandı ve hakkında 8 yıl 9 ay hapis istemiyle dava açıldı.
  • İddianamede, Evcil'in Türkbank'ı almak istediği, banka müdür muavinlerinden Burhan Ünlüata'nın bu girişime engel olması üzerine Ünlüata'nın yakın arkadaşı borsacı Adil Öngen'e baskı yaptığı belirtildi. Evcil'in Öngen'i defalarca telefonla arayarak tehdit ettiği öne sürülen iddianamede, sanığın Çakıcı'yı devreye soktuğu da belirtildi.

Nesim Malki cinayetini azmettirdiği gerekçesiyle tüm dünyada İnterpol tarafından aranan Erol Evcil, 28 Kasım 1999'da Bursa'da bir villaya düzenlenen operasyon sonucu yakalandı.

  • Uzun süre Bursa'da sorgulanan Evcil'in son bir yıldır Bursa'da saklandığı ortaya çıktı. Evcil, Bursa Emniyeti'nde verdiği ifadede Malki cinayetini azmettirdiğini itiraf etti.
  • İstanbul DGM'de de sorgulanan Evcil, Kartal Özel Tip Kapalı Cezaevi'ne konuldu. Malki cinayeti ve Türkbank'ın resmi ihalesine fesat karıştırmak iddiasıyla yapılan soruşturma sonucunda, İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Evcil hakkında kamu davası açıldı.
  • İddianamede, Evcil'in 'suç işlemek için çete oluşturmak', 'taammüden adam öldürmeye azmettirmek', 'tehditle menfaat sağlamak' suçlarından bir kez idam ve 27 yıldan 44 yıla kadar da hapis cezasına çarptırılması istendi.
  • Evcil, 27 Mart 2000'de Malki cinayetinin azmettiricisi olarak DGM'de hakim karşısına çıktı. Evcil, iddianamenin üç gün önce kendisine ulaştığını söyledi ve savunmasının hazırlanması için süre talep etti.
  • Ancak mahkemede konuşmayan Evcil'in 28 Mart'ta gazetelerde yer alan poliste verdiği ifadeler herkesi şok etti. Evcil ifadesinde, "DYP - SHP döneminde THY'nin uçak alımını kazanmak için Euro Special firması, dönemin Ulaştırma Bakanı Topçu, Devlet Bakanı Çağlar ve THY Yönetim Kurulu Başkanı Yardelen'e 55 milyon dolar komisyon verdi. Paranın paylaşılmasında Malki'nin İsviçre'deki Swiss Bank - Swiss Lant Bank hesabı kullanıldı. Malki bana banka dekontlarını gösterdi ve 'Bu silah bende oldukça bana kimse bir şey yapamaz' dedi" dedi.
  • Evcil, 3 Nisan 2000'de "densizlik" olarak değerlendirdiği Türkbank ihalesine fesat karıştırmak iddiasıyla yargılandığı davada tahliye edildi. Duruşmada iş adamı Korkmaz Yiğit'le ilk kez karşılaştığını söyleyen Evcil, mahkeme sonunda Yiğit'le el sıkıştı. Duruşma hakimi Sedat Karagül'ün, Çakıcı'yla tanışmak için neden Japonya'ya gittiğini sorması üzerine Evcil, "Aslında ortak bir yönümüz yok. Sadece çok iyi bir dostum" dedi. Polise verdiği ifadenin işkence altında alındığını belirten Evcil, "Filistin askısı yapıldığı zaman seviniyordum. Diğerlerinin yanında onun acısı az kalıyordu. Yakınlarıma da aynı işkenceyi yapacaklarını söylediler. Sevdiklerimin acı çekmemesi için her şeyi kabullendim" diye konuştu. Malki cinayetini azmettirmek suçundan hala tutuklu bulunan Evcil, tekrar cezaevine gönderildi. 2020 yılında tahliye oldu.

Kaynakça

Türk Ocakları

Türk Ocakları

Türk Ocakları, Türkçülük düşüncesi etrafında İstanbul merkezli olarak 1912'de kurulan ve 1931'de Cumhuriyet Halk Fırkası'na devredilene dek bu yönde faaliyetlerde bulunan cemiyet. Osmanlı İmparatorluğu'nda II. Meşrutiyet döneminde iyiden iye görünür olan kimlik probleminde Osmanlıcılık karşıtlığı ve Türkçülük düşüncesi etrafında birleşen çevrenin Türk Derneği (1908) ve Türk Yurdu Cemiyeti (1912) ile örgütlenmesi Türk Ocakları ile devam etti. Her ne kadar siyasi alana dahil olmama gayesi güdülse bile Türkçülüğün siyasal alana evrilmesiyle ilkin İttihat ve Terakki daha sonra ise cumhuriyet ideolojisiyle program ve amaçlar belirlendi. Devlet ve devletçilik ile olan organik bağı Türk Ocakları'nın büyümesinde önemli bir rol oynadı. Ağırlıkla 1925 yılı sonrasında Cumhuriyet devrimlerinin savunucusu, koruyucusu, çağdaşlama düşüncesi ve Türkleştirme politikalarının bir parçası oldu. 1927 yılı gücünün zirvesine giden sürecin ilk eşiği olmakla beraber kapatılmasına giden sürecin de başlangıcı oldu. Türk Ocakları bu tarihte CHF siyasetinin resmî olarak bir parçası oldu ve partinin denetimine girdi. 1930'da Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın ortaya çıkışı ve içerideki gelişmeler Türk Ocakları'nın kapatılmasına giden sürecin belirleyicisi oldu. 264 şubesi, 30 binden fazla üyesi ve geniş mal ve menkul varlığıyla önemli bir sivil toplum kuruluşu olan Ocaklar, Türkiye'de tek partili dönemin sivil ve toplumsal yaşama olan müdahalesiyle kapatıldı, tüm varlığı ve üyeleriyle partiye devredildi. Türk Ocakları Türkiye'de çok partili dönemin başlamasıyla birlikte "Ocakların başbuğu" sayılan ve 1912-31 arasında aralıksız genel başkanlık görevinde bulunan Hamdullah Suphi Tanrıöver'le İstanbul merkezli olarak 1949 yılında tekrar faaliyete geçti ve devletle olan organik bağını devam ettirdi. Türk siyasi yaşamındaki muhtelif darbeler Ocakların eski gücüne kavuşmasına engel oldu. Yaşanan kesintilere rağmen "Türk Ocakları" adıyla maruf bir oluşum günümüzde de faaliyetlerine devam etmektedir.

Türk Ocakları (1912-31) Türkçülüğün kültürel alandan siyasal alana evrilmesinde belirleyici bir rol üstlendi ve bunun için uygun bir ortam yarattı. Bu yönüyle ilk olarak İttihat ve Terakki Fırkası'nın amaçlarına dolaylı da olsa katkı sundu ancak doğrudan fırkanın denetimine girmeyerek özerk yapısını korudu. Milliyetçiliğin cumhuriyet idaresinde doğrudan devlet politikası olması ve CHF programında yer alması devlet-ocak bütünleşmesini beraberinde getirdi. Zaman içerisinde kapsamlı kültürel faaliyetleri ve halkla olan doğrudan ilişkisi, tüm güçleri tek merkezde toplamak isteyen ve bunun için olası muhalefet odaklarını yok etmeye karar veren CHF hükûmeti Türk Ocakları'nı tehdit olarak görecekti. Türk Ocakları'nın partiye devredilmesiyle CHF geniş ve hazır bir kitle örgütüne sahip olacaktı.

Kuruluş

Türk Ocağı II. Meşrutiyet döneminde kurulan çok sayıda cemiyet arasında şube, üye sayısı ve etkilediği kitle ile Türk Derneği ve Türk Yurdu Cemiyeti'nden daha önemli bir konuma sahip olmakla beraber Türk milliyetçiliğini bilimsel ve kültürel manada gelişmesini sağlayan bir yapıya sahiptir. Kuruluş tarihi olarak 1911 ve 1912 yılı verilse de genel olarak 1912 yılında kurulduğu kabul edilmektedir. Ocağın ilk adımları Askeri Tıbbiye öğrencileri tarafından 1911'de atıldığı bilgisi Yusuf Akçura tarafından paylaşılmaktadır. 1912 sonbaharında Balkan Savaşları nedeniyle Türk Ocağı'na ilişkin bakış açısı iki manada değişti. Ocaklar Osmanlı İmparatorluğu'nun muhtelif toplumlarına ayrılık sokmakla suçlanıyorken, bir yandan da artan milliyetçiliğin odak noktası olacaktı. Maddi olanaksızlıkların da etkilediği bu süreçte ocakların başkanı olan Ahmet Ferit Tek'in istifası ve Edebiyatı cedidenin öne çıkan kalemlerinden Hamdullah Suphi Tanrıöver'in başkanlığı ve Yusuf Akçura'nın ikinci başkanlığa gelişi takip edecekti. Cumhuriyet döneminde maarif bakanı ve milletvekili olarak görev alacak olan Tanrıöver, ocakların kapanışa kadar kesintisiz başkanlık görevinde bulundu ve onun zamanında zirvesi 1927 yılı olmak üzere bir canlanma ve gelişme yaşandı. Ülke içinde "vatanda ocaklı" denen ve Osmanlıcılık gibi kimlik bunalımlarına cephe almış bir kitle ile ocağa olan ilginin artması sonrasında düzenli konferans ve etkinlikler Divanyolu'ndaki binadan Beyazıt'taki bir konağa taşınma gerçekleşti ve burası merkez olarak kullanıldı. Belirlenen Türk Ocağı Nizamnâme-i Esâs ve Dâhilisi'nde ocakların amacı şu şekilde açıklandı: "Türklerin millî terbiye ve ilmî, içtimaî, iktisadî seviyelerinin terakki ve ilâsıyla ırk ve dilinin kemâline çalışmaktadır."

Ocak nizamnâmesinde belirlenen "Türk dilinin kemâline çalışmak" amacı belirgin olarak ocağın dergisi olan Türk Yurdu'ndan yayımlanan makalelerde kendini göstermektedir. Ocağın bu dönemdeki dil tasavvurunda İstanbul Türkçesi hiçbir sınıfa veya taşraya ait olmadığından önemli sayılmış ve geçer lisan sayılmıştır. Cumhuriyet öncesi ocaklarda kadınların toplumsal yaşama katılımı konusunda teorik tartışmalar yapılsa bile genel manada bir program oluşturulamamıştır. Teorik tartışmalarda Sovyetler Birliği'na bağlu Türkî devletlerdeki gelişmeler, çağdaşlaşma düşüncesi ve eski Türk kültürüne atıflar görülmekteyken bir programın ortaya konulmaması Peyami Safa gibi gibi yazarlarce eleştiri konusu olmuştur.

İttihat ve Terakki ile ilişkisi

Anılan dönemde ocak nizamnâmesinin dördüncü maddesinde Ocakların sadece millî ve içtimaî bir özellik taşıyacağı, siyasetle ve siyasi partilerle asla ilişiği olmayacağı maddesi bulunmaktaydı. Ancak İttihatçıların Türk Ocağı'na olan nüfuzu Ziya Gökalp ve Hüseyinzade Ali ekseninde başlayacak ve maddi imkânsızlıklar dolaylı da olsa bir ilişiği gerekli kılacak hatta İstişare Heyeti'ne giren İttihatçı isimler olacaktı. Siyasetin Ocaklar üzerindeki nüfuzuna karşı Ocakların belirli düzeyde bağımsız yapıda olması için bir iç muhalefet de bulunuyordu. Türkçülük düşüncesinin Balkan Savaşları sonrasında siyasal hale evrilmesiyle partinin yöneldiği Turan fikrî siyasetin Ocaklara olan ilgisini artırdı ve düşünülen Kafkasya hareketi öncesinde ocaklara kayıtlı subayların listesinin istenmesi gibi doğrudan temaslar gerçekleşiyordu. Hülâsa partinin Ocaklar'a olan bakışı ilkin belirli düzeyde özerklik ve Merkez-i Umumi'nin bir kültür şubesi olmasını desteklemekti ancak I. Dünya Savaşı sonrasında kendine siyasal bir rakip olarak görmeye başladı. Savaş yıllarında Gökalp ocakları bir edebiyat kulübü olması için çabalarken Tanin'in imtiyaz sahibi Hüseyin Cahit Yalçın, Enver Paşa ve Rauf Orbay gibi İttihatçılar da parasal destek sağlıyordu. 1918 Kongresi'nde parti ile ocak arasındaki ilişki organik ve doğrudan bir hal aldı.

1918 Kongresi ve gelişen faaliyetler

14 Haziran 1918 tarihinde başlayan Türk Ocağı Genel Kongresi sırasında Ocakların 2005 üyesi 35 kadar şubesi bulunmakta idi. Kongreye katılım düşük olduğundan çoğunluğu temsil edilmemesi nedeniyle alınacak kararların meşruiyeti bazı delegeler tarafından sorgulanıyordu. Kuruluştan 6 yıl sonra yapılan bu kongrenin gecikmesi ülkenin yaşadığı savaşlar silsilesi ve kimi delegenin muhtelif görevlerde olmasından ötürüydü. İdare Heyeti'nin açıkladığı raporda Ocakların amaçları şu şekilde sıralanıyordu: uygun bir merkez kurmak, halk ile doğrudan temas halinde olmak, milliyetçilik fikrîni basın-yayın yoluyla yaymak ve gelişimine katkı sağlamak, Türk çocuklarına yardım etmek, bir kütüphane kurmak, yapılacak toplantılarla Türkleri birbirleriyle tanıştırmak. Kongre Heyeti'nin sunduğu raporda kuruluştan itibaren hükûmetten yardım ve destek alındığına ilişkin bilgiler bulunmaktadır. Kongrede Türk kadınlarının da Ocağa üye olabilmeleri için nizâmnâmede değişikliğe gidilmiştir. Yeni İdare Heyeti sonrasında verilen konferanslarda da artış yaşandı. Kadınlar için cuma konferansları ve müzik etkinlikleri düzenleniyordu. Verilen konferansların Ocalar'ı Darülfünun işlevine taşıdığı, savaş yıllarında gerileyen düşünce dünyasına katkı sağladığı düşünülüyordu. Parasız geziler ve konserler de sosyal etkinlikler arasındaydı. Yurt dışında Ocaklar'dan yardım alarak okuyan öğrenci sayısı da kongre döneminde 140 kadardı. Ocakların diğer işlevleri arasında iş bulma gibi sınırlı rolü de vardı.

Tan gazetesine göre Ocakların aşıladığı milliyetçi fikirler Türk subaylarının Dünya Savaşı'ndaki motivasyonlarını etkiliyordu. Bu zaman diliminde Ocaklar'ın yayın organı olarak Türk Yurdu yerine başka bir derginin kurulması da tartışıldı ancak tarihsel bütünlük açısından derginin yeniden düzenlenmesi kararlaştırıldı.

Köycüler Cemiyeti

Köycüler Cemiyeti Türk Ocakları bünyesinde halka doğru gitme eğilimin (narodnizim benzeri) bir parçası olarak fiilen 1918'de resmen de 18 Mart 1335'te (1919), Halide Edib (Adıvar) başkanlığında Cağaloğlu'nda kuruldu. Nüfusun %70'inin köylerde yaşaması Türk Ocakları'nı bu eğilime yöneltmişti.

Cumhuriyet döneminde Türk Ocakları

Cumhuriyetin ilanı sonrasında Türk ocakları yurt genelinde hızlı bir örgütlenme içerisine girdi. Geçmişin kritiği ve geçmiş hataların tekrar zuhur etmemesi için bu ikinci dönemde ilkine göre ocak programına ilişkin daha çetin tartışmalar yapıldı. Gökalp'in Ocaklar'ı edebi kulüp yapma eğilimi devam ederken Reşit Galip gibi isimler doğrudan halkın içinde olunması ve pratik amaçlara yönelinmesini öne sürüyordu. Galip aynı zamanda Darülfünun neredeyse ocakların merkezi de orada olmalıdır diyerek adeta ocakların düşün dünyasını etkilemek istediği kesimi belirtiyordu. Ayrıca ikinci dönemin başında Türk Yurdu'nun basımında bir kopukluk doğmuş Yeni Mecmua da bu dönemde bir süreliğine ocakların resmî yayın organı gibi işlev görmüştür. Ocakların hızlı örgütlenmesi ile Mayıs 1923'te 43 şubeye ulaşıldı. "Ocaların başbuğu" olarak anılan Hamdullah Suphi Tanrıöver'in vurguladığı programda her şubenin çalışma programı oluşturması ve üyeler için kimlik çıkartılması gibi şeyler bulunmaktadır. Çeşitli basın ve yayın organının desteği dışında yeni kurulan Türk millî devleti de maddî manevî yardımlarını esirgememektedir. Öyle ki Mustafa Kemal Zonguldak şubesine 200 liralık yardımda bulunurken Erkân-ı Harbiye-i Umumîye Reisi Fevzi Çakmak ve Ferit Fahrettin Paşa da maddi yardımlarda bulunmuştur. Tanrıöver de Ocakların yeni programında temel sac ayaklarından birini, yani devrimlerin şu sözlerle açıklamaktadır:

Türk Ocakları yeni dönemde Türk devrimlerinin rehberliğini yüklenmek amacını güttü. İrticaya karşı mücadeleye verdiği destek be rolü Sebilürreşad dergisiyle doğrudan bir çatışma ortamı yarattı. Bu gibi özelikleriyle ocaklar yeni rejimin desteğini kazandı. Mustafa Kemal İstanbul Türk Ocağı'na bir bina kuruluşu için 3500 liralık maddi yardımda bulundu. Böylece Ocak-devlet ilişkisi daha görünür hale geldi.

Türk Ocakları Kongreleri

Türk Ocakları Birinci Umûmî Kongresi

Birinci Umûmî Kongre 23-25 Nisan 1340 (1924) tarihlerinde eksik temsille ve ağırlıkla asker-sivil bürokratlardan oluşan bir kitlenin katılımıyla gerçekleşti. Kongrenin başkanlığına Tanrıöver'in önerisi üzerine Türkçülük konusunda mühim bir yere sahip olan Ahmet Ağaoğlu seçildi. Kongrede ağırlıkla Türkün tanımı ve şekli ele alınmıştır. Tanrıöver ocakların Türk vatanının ve Türk devrimlerinin bekçiliği gibi iki temel vazifesi olduğunu dile getirmiştir. Bu vazifenin doğrudan siyasetle uğraşmak anlamına geldiği görüşünü paylaşan üyeler de bulunmaktadır. Tartışlan bir diğer konuda kimlerin Ocaklara kabul edilip edilmeyeceğidir. Tanrıöver'in bu konudaki tavrı seçkinci ve elitist, halka üsten bakan bir yaklaşımdır ve "Ocak bir misyoner müessesesidir. Ameleyi aldınız mı, ertesi gün Ocak sosyalist bir kulüp olur." söyleminde bulunmuştur. Kongrede Ocakların yayın organı olan Türk Yurdu'nun ismi ve yayın ilkeleri de tartışılmıştır. Netice olarak yapılan oylamada derginin aynı adla devam etmiş, Yusuf Akçura imtiyaz hakkını Türk Ocağı İdare Heyeti'ne devretmiştir.

Türk Ocakları İkinci Kurultayı

Türk Ocakları İkinci Kurultayı 1925 yılında, Türkiye tarihinde önemli iç olay ve çatışmaların yaşandığı bir yılda gerçekleşti. Şeyh Said İsyanı ve takiben çıkartılan Takrir-i Sükûn Kanunu Ocaklar'da bir hareketlenmeye sebep verdi. Cumhuriyet rejiminin ilkelerini savunan ve yaymaya çalışan Ocaklar'da adeta Büyük Millet Meclisi'ndeki gibi tartışmalar yaşanıyor ve alınacak önlemler konusunda tavsiyeler veriliyordu. Cumhuriyet hükûmetinin emirlerine amade olduğunu açıklayan Ocaklar kimi bölgelerde irtica karşıtı mitingler düzenledi. 1925 yılı Ocak-devlet, Ocak-parti bütünleşmesinin de başlangıcı olacaktı. Türk Ocakları 1925'ten sonra yerli bir Türk burjuvazisinin kurulması ve bu şekilde iktisadi kalkınmanın hızlanması fikrini savunmaya başladı. Latife Hanım ikinci kurultayda fahrî başkanlığa getirilirken Tanrıöver aynı görevine tekrar seçildi, Celâl Bayar ise Muhiddin Baha ile beraber kâtib-i umûmîlğe getirildi. Kurultay da İsmet Paşa Ocaklar'a devletin desteğini vadetti.

Türk Ocakları Üçüncü Kurultayı

Üçüncü Kurultay 22 Nisan 1926'da başladı. Merkez Heyeti Yıllık Faaliyet Raporunda 1925 Kurultayı'nda 135 olan Türk Ocağı sayısının özellikle Doğu ve Güneydoğu'daki genişlemelerle 217'ye, üye sayısının da 30 bine yükseldiği ifade edilmektedir. 217 Ocak'tan 97'si ise düzenli gelir elde etmektedir. Kurultayda şube ocaklarının ne şekilde hareket edecekleri tartışması yapılmıştır. Bazı delegeler muhtelif ocakların kendi fikirlerine göre hareket ettiği eleştirisini yapmaktadır. Yine Türkiye'de o güne dek okutulmayan Türk hukuk tarihi dersi için kürsü oluşturulması için çalışmalara başlanmıştır. Türk Yurdu'na ilişkin tartışmalarda ise Yusuf Akçura gerileyen satışların nedeni olarak dergide sürekli aynı çevrenin yazılarının yayımlanmasını vermektedir. Kurultayın en önemli ve yoğun tartışmalarından biri de Türk olmayan unsurların ülke içindeki asimilasyonudur. Van delegesi İshak Refet gibi isimler Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da halen Türk lisanının bazı yerlerde kullanılmadığı, efradın yerel dillerini kullanmaya devam ettiğini ifade ederek Ocaklar'ı bu konuda adım atmaya çağırmaktadır. "Türk olmayan unsurlar" deyişi bu devirde mübadelerle gelenleri, Trabzon'daki Rumları, Çerkesleri ve Boşnakları da kapsayan geniş bir tanım olduğu görülmektedir. Hüseyin Enver buna benzer tartışmalarda Ocakların asli görevini reformların halka benimsetilmesi olduğunu ifade ederken benzer görüşteki Yusuf Akçura ise ikinci "sâha bizimdir" diyerek Ocakların hükûmet gibi hareket etmesine mesafelidir. Kurultayın son toplantısında ise 12 Mart 1328 (25 Mart 1912) tarihinin her yıl Ocakların bayramı olarak kutlanması kararlaştırılmıştır.

Türk Ocakları Dördüncü Kurultayı

1927 yılı Türk Ocakları için 1931'de kapatılmasına giden sürecin başlangıcı olması bakımından önemlidir. Ocaklar bu tarihte nüfuzunun zirvesine ulaşmıştır. Bunun farkında olan siyasi iktidar ilkin reformların savunucusu olarak gördüğü ve doğrudan desteklediği Ocakları mürakebe (denetim) altına alma yoluna gidecektir. Türk Ocakları 1927'de yapılan kurultayda Cumhuriyet Halk Fırkası ile devlet siyasetinde beraber olduğunu açıklamış ve daha sonra CHF Nizâmnâmesi'nde yer alan 40. maddeye istinaden kendini CHF mürakabesinde yer alan bir kuruluş olarak saymıştır.

Kurultayda 1926 Yılı Faaliyet Raporu sunuldu. Raporda Ziya Gökalp'in Beyazıt'ta bulunan kabri için mermer bir mezarlık yapıldığı, delegeler tarafından matbaa kurulduğunu ve bu matbaada Türk Yurdu dışında resmî kurumlar dahil birçok sipariş alındığı, derginin 1928 abone ile kâra geçtiği bilgisi paylaşılmaktadır. Ocakların gelirlerini artırmak için hükûmete başvurulduğu ve Dahiliye Vekaleti'nin özel tamimle vilâyetlerden bütçe ayırdığı da raporda yer almaktadır. Günümüzde Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi olarak işlev gören Türk Ocakları Merkez Binası'nın temeli ise 21 1927'de atıldı. Törene devlet adına İsmet Paşa katıldı. Başkan Hamdullah Suphi de Türk Ocakları'nın "inkılâpçı ve cumhuriyetçî hükümetin mesâisine kendi mesâisini katarak çalıştığını" ifade etmiştir. 1927 yılı Ocakların kültürel manada ürettiği yayınların ve verdiği konferansların arttığı bir yıl oldu. Türk Ocakları Hars Heyeti milliyetçi ve devletçi inancı pekiştirecek yayınları artırmak için çalışmalarını hızlandırdı. Bu noktada Hafız Ahmet Irsoy, Rauf Yekta ve Ali Rıfat Çağatay'dan Türk müziğine ilişkin görüşler alınırken, Reşat Nuri, Yesarizâde Mahmud Esat ve Refik Ahmet Nuri Sekizinci'den oyunlar ısmarlandı. Ocak üyelerinin kullanacağı rozetler (oran) Almanya'da üretilirken her yıl Türk Yıllığı adıyla bir yıllığın yayımlanması kararlaştırıldı.

Kurultay döneminde tartışılan bir başka konu ise Türkiye'de komünizmin yükselmesiydi. Bu konuya ilişkin Hasan Ferid "Ocaklı denilince komünizm aleyhtarı anlaşılmalıdır" düşüncesini paylaşmaktadır. Ocaklarda maaş alarak görev alanlar da kimi isimlerce eleştirilmektedir. Ahmet Cevdet Ocaklarda görev almayı millî bir hizmet olarak yorumlarken, 1940'lardan sonra Turancılık düşüncesini yeren ve derslerinde komünizm propagandası yapmakla suçlanıp kovuşturmaya uğrayan, bu nedenle Amerika Birleşik Devletleri'ne giden sosyal psikolojinin önemli ismi, kurultay döneminin Ödemiş delegesi Muzaffer Şerif de verilen ücretlerde öğretmen maaşlarının temel alınmasını önermektedir. Maaşlı çalışanlar konusu Zekeriya Sertel gibi sol muhaliflerin ocaklara ilişkin eleştirileri arasındadır.

Türk Ocakları Beşinci Kurultayı

Kurultay 28 Nisan 1928'de başladı ve kurultay başkanlığına Mahmut Esat Bozkurt seçildi. Sunulan raporda Ocakların doktor üyelerinin sağlık hizmeti verdiği, 10 ocakta Fransızca, İngilizce, Almanca, İtalyanca ve Rusça gibi dersler verildiği, 5 ocakta muhasebe ticaret kurslarının bulunduğu, 45 şubede spor faaliyetlerinin yürütüldüğü, 42 şubede müzik, 43 ocakta ise temsil yapıldığı bilgilerine ulaşılmaktadır. Büyük şehirler haricinde kalan ocaklarda konferanslar verilmemesi kurultayda ele alınan bir konu olmuş ve memleket sathına konferansçılar gönderilmesi, Ocaklarda köycülük faaliyetlerinin artırılması vurgulandı. Üyelerden Selim Sırrı da Çekoslovakya'da etkin olan Sokol teşkilatına benzer faaliyetlerde bulunulmasına ilişkin bir rapor sundu. Bu zaman diliminde Türk Yurdu dergisinin merkezi de Ankara'ya taşındı.

Kurultayın en önemli konularından biri izlenmesi gereken kültürel asimilasyona ilişkin önerilerdi. Türk lisanına ilişkin öneriler Vatandaş Türkçe konuş! kampanyası ile ilişkiliydi. Siirt Arapları ve Doğu vilayetlerindeki Türk olmayan milletler için de birçok delege ve bürokrat tarafından rapor ve öneriler sunuldu.

Türk Ocakları'nın Altıncı Kurultayı da iki yıl sonra 24 Nisan 1930 tarihinde yapıldı ancak tutulan zabıtlar yayımlanmadığı için tartışılan konular hakkında bilgi bulunmamaktadır.

Kapatılması

Türk Ocakları ve muhalefet

I. Ulusal Mimarlık Akımı'nın öne çıkan eserlerinden biri olan Türk Ocakları Merkez Binası'nın açılışı 23 Nisan 1930'da gerçekleşti. Merkez Ocaklılar için "mabed" niteliğinde idi. Bir başka övünç kaynağı ise çalışır durumda olan matbaa idi. Harf Devrimi sonrasında Ocaklar Latin alfabesinin halka benimseltilmesi konusunda yürütülen kampanyalarda öncü rol üstlendi. Verilen istatistiklere göre Türk Ocakları 1929 yılının ilk üç ayında 50 bin kişinin yeni harfleri öğrenmesini sağladı. Yerli malı kullanımı gibi benzer devlet politikalarında da Türk Ocakları faaliyetlerde bulundu. Sosyal yardımlar ve halk eğitimi de Türk Ocakları'nın faaliyet sahasındaydı. Bir yandan da Türk Tarih Heyeti Türk Ocakları bünyesinde faaliyetlere başladı.

Ocaklar içinde göze çarpan ilk muhalefet kişisel çatışmalar ekseninde başladı. Hamdullah Suphi ile Reşit Galip arasında kişisel çekişmeler bulunmaktaydı. 28 Nisan 1930'da Tanrıöver aleyhine 45 imzalı bir takrir verildi. İsmail Habip Sevük de Türk Ocakları'nın büyük kurultaylar yapmasının Mustafa Kemal Atatürk'ün dikkatini çektiğini ve böylesi bir kitleyi kendi başına bırakmak istemediğini dile getirmektedir. Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın 1930'da ortaya çıkması ve 99 günlük bir muhalefet ortaya koyması özellikle "muhalif Ege'de" SCF'ye olan ilgiyi artırmış, Türk Ocakları da bundan nasibini almıştı. Türk Ocakları üyelerinden Aydın mebusu Reşit Galip, Kars mebusu Ahmet Ağaoğlu ve Şebinkarahisar mebusu Mehmet Emin Yurdakul SCF'ye geçen bazı isimler oldu. Özellikle İzmir Türk Ocağı SCF ile en çok yakınlaşan şube idi ve Temmuz 1930'dan itibaren yoğun bir şekilde eleştiriliyordu. Aynı şubede içkili etkinliklerin yapıldığı iddiası Türk Ocakları'na ilişkin eleştirilerin bir diğer nedeniydi. Hamdullah Suphi burada "Türk Ocakları içki aleyhine daima mücadele edecektir." demiş ve aynı konuşmasında tek partili rejime eleştirel bir tonla seslenmiştir. Türk Ocakları'nın CHF'nin hars şubesi olduğunu söyleyen TBMM Başkanı Kâzım Özalp da SCF'ye geçenlerin ocak üyeliğinden çıkartılması gerektiğini ifade etmiş, bir süre sonra da Türk Ocakları'nın CHF'nin hars şubesi olduğu teyit edilerek Türk Ocakları'na sadece CHF'ye üye olanlar ile hiçbir siyasi partiyle ittisakı bulunmayanların üye olabileceği açıklanmıştır. İstanbul Türk Ocağı'nda ise belediye seçimleri arefesinde Nezihe Muhiddin'in "SCF'nin ülkeyi refaha eriştireceği, esaret zincirlerini kıracağı" söylemleri ve SCF'ye oy istemesi, buna karşın Meliha Avni Sözen'in CHF'yi savunan konuşması ilgi çekti.

Türk Ocakları'nın kapatılmasına giden süreçte özellikle Hamdullah Suphi'nin cumhuriyetçiliğini sorgulayan propagandalar basında tartışıldı. Son Posta ve Resimli Ay'da ise Türk Ocakları'na ilişkin sol muhalefetten eleştiriler yükseliyordu. Zekeriya Sertel kendisini Ankara'daki Cumhuriyet balosundan kovan Hamdullah Suphi için "Ocak başkanı gibi değil, aşiret reisi gibi davranırdı" demektedir.

Türk Ocakları Olağanüstü Kongresi

10 Nisan 1931'deki olağanüstü kongre öncesinde Türk Ocakları'nın 250'den fazla alt şubesi ve 30 binden fazla üyesi bulunmaktaydı ve bu yönüyle ciddi bir sivil toplum kuruluşuydu. Füsun Üstel'e göre Serbest Cumhuriyet Fırkası ile gün yüzüne çıkan muhalefet sonrasında "ortak yaşam ve sivil toplumun tüm kalıntılarını ortadan kaldırmaya karar veren tek parti yönetimi" 1931'deki parti kurultayında gençlik kuruluşlarının daha etkin denetimini kararlaştırmıştı. Öte yandan Türk Ocakları'nın kapatılmasına giden süreçte dış etkenlerin de rol aldığı düşünülmektedir. Ocakların Turancı eğilimi dönemin Sovyetler Birliği Türkiye Büyükelçisi Jacob Suritz'de rahatsızlık uyandırması ve Tevfik Rüştü Aras'ı uyarması Türk Ocakları'nın kapatılmasına giden sürece etki etmiştir. Hamdullah Suphi de Atatürk'ün ABD'deki muadillerini incelettirip onlardan hareketle Ocakların Halkevleri'ne dönüştürülmesine karar verdiğini dile getirmektedir. Atatürk'e göre Ocaklar Türk kültür ve sosyal yasamına önemli katkılar yapmıştı ve Ocaklara düşen asli görevi Türkleştirme faaliyetleri idi. O dönem öne sürülen görüşlerden biri de Ocakların kuruluşundaki ilke ve amaçlar parti programında yer alıyor olmasıydı. Bu arada 24 Mart 1931'de Atatürk Hamdullah Suphi ve heyetini kabul etti ve kurultay tarihini aldı. Ruşen Eşref'in anlatımıyla Atatürk gelişmeleri "Milletlerin tarihlerinde bazı devirler vardır ki muayyen maksatlara erebilmek için maddî ve manevî ne kadar kuvvet varsa hepsini bir araya toplamak ve aynı istikamete sevketmek lazım gelir." sözleriyle açıklıyor ve aynı cinsten olan kuvvetlerin ortak gaye için birleşmesi lazım geldiğini dile getiriyordu.Hamdullah Suphi ise Atatürk'e Türk Ocakları'ndan kendisine yönelik bir muhalefet olmayacağına ikna etmeye çalıştı.

1931 Olağanüstü Kongresi öncesinde Türk Ocakları'nın kapatılacağı kesinleşmiş gibiydi. Bu nedenle kongrede Ocakların faaliyet alanlarının yoğunluğuna ilişkin "prestij metni" sayılabilecek muhtelif raporlar yayımlandı. Yayımlanan raporlarda 20 bin kişinin katıldığı 40 konferansın eksiksiz listesi, köylere götürülen sağlık hizmetleri, eğitim faaliyetleri vb. gibi detaylı malumatlar bulunmaktaydı. Hülâsa ikinci toplantıda CHF'ye katılma kararı alındı. Menkul ve gayrimenkul mallar da partiye devredildi ancak tüm devir ve alacak-verecek işlemleri 1936 yılında bile devam ediyordu.

Türk Ocakları listesi

Füsun Üstel'in Ocaklara ilişkin verdiği liste şu şekildedir:

Türk Ocakları yayınları

Füsun Üstel'in Hamdullah Suphi Tanrıöver'in Dağ Yolu eserinden atıfla verdiği liste şu şekildedir:

Türk Ocakları (1949)

Türkiye'de tek partili dönemin sivil toplum kuruluşlarını denetim altına alması sonucu 10 Nisan 1931'de kapatılan Türk Ocakları tek partili dönemin sona ermesi ve Türkiye'de çok partili dönemin başlaması sonrasında Hamdullah Suphi Tanrıöver liderliğinde 10 Mayıs 1949'da İstanbul'da yeniden açıldı. 18 yıllık aradan sonra tekrar faaliyete geçen Türk Ocakları'nın üst kadrosunda Hasan Ferit Cansever, Burhanettin Develioğlu, Ahmet Mazhar Akifoğlu, Fethi Erden, Ragıp Nurettin Ege, Tevfik Noyan, Cevat Mustafa Emecan ve Cemil Behçet isimleri yer alıyordu. Bu dönemlerde oldukça sınırlı faaliyetlerde bulunabilen Türk Ocakları eski mal varlıklarını Cumhuriyet Halk Partisi'nden geri alabilmek için girişimlerde bulunsa da sonuç alamadı.

CHP grubunda yer almasına rağmen mecliste partisiyle çatışan ve daha sonra istifa eden Hamdullah Suphi, İstanbul Türk Ocağı'nı 10 Mayıs 1949’da kendisine babasından kalan Abdüllâtif Suphi Paşa Konağı’nda açtı ve 7 Ağustos 1949’daki ilk kongrede genel başkan seçildi. Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle partiden Manisa bağımsız mebusu seçilen Tanrıöver bu dönemden sonra Türk Ocakları'nın yeniden güçlenmesi için çalışmalara başladı ve 15 Mayıs 1954’te Türk Ocakları “kamu yararına çalışır dernek” statüsünü aldı. 1957 yılında Merkez Heyeti'nde Prof. Dr Mümtaz Turhan, Prof. Dr. Mehmet Kaplan gibi isimler yer alırken Hars Heyeti'nde ise Zeki Velidi Togan, Yahya Kemal Beyatlı, Abdülhak Şinasi Hisar, Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, Osman Turan, Süheyl Ünver, Oktay Aslanapa gibi isimler mevcuttu. 17 Mayıs 1959’da ocakların merkezi Ankara'ya taşındı, Tanrıöver'in rahatsızlığı nedeniyle ilmi Türkçülerden Prof. Dr. Osman Turan genel başkanlığa seçildi. 27 Mayıs Darbesi sonrasında Hamdullah Suphi liderliğindeki heyetin Cemal Gürsel'le görüşmesi Türk Ocakları'nın yeniden kapatılmasını engelledi. 12 Mart Muhtırası'na kadar ocaklar olağan faaliyetlerine devam etse de muhtıra sonrasında faaliyetlerini bir süreliğine askıya aldı. 12 Eylül Darbesi sonrasında Türk Ocakları askerî rejim tarafından kapatıldı. 1984'e kadar kapalı kalsa bile 1983'teki Dernekler Yasası'na uygun bir şekilde yeni bir tüzükle faaliyete geçti ve genel başkanlığını Prof. Dr. Orhan Düzgüneş yaptı. 1986 sonrasında asli canlılığını bulan Ocaklar Başbakan Turgut Özal zamanında güçlenmeye başladı.

2012'de 100. yılını kutlayan Türk Ocakları günümüzde "Türk Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı" adıyla, Türkiye ve Türk dünyasındaki gelişmeler ve millî konularda kamuoyu yaratıp faaliyetlerde bulunan bir kurum olarak devam etmektedir. Genel Başkanlık görevini ise Osman Turan'ı takiben Prof. Dr. Necati Akder (1960-1961), Prof. Dr. Emin Bilgiç (1973-1974), Prof. Dr. Orhan Düzgüneş (1974-1994), Sadi Somuncuoğlu (1994-1995), Nuri Gürgür (1996-2012) yaparken mevcut başkanı 2012'den beri Prof. Dr. Mehmet Öz'dür. 2020 itibarıyla ikisi Almanya'da olmak üzere 88 şubesi ve biri Kerkük diğeri de Bakü'de olmak üzere 6 temsilciliği vardır. Dernek 15 Temmuz darbe girişimine karşı 16 Temmuz 2016'da bir bildiri yayımladı, 2017 Türkiye anayasa değişikliği referandumu için de dernek başkanı Öz tarafından karşı bir makale yayımlanarak endişe ve eksiklikler dile getirildi.

Kaynakça

Genel
  • Üstel, Füsun (2010), İmparatorluktan Ulus Devlete Türk Milliyetçiliği: Türk Ocakları, İstanbul: İletişim Yayınları, s. 422, ISBN 9-789754706123 

Bakayoko

Bakayoko

Tiémoué Bakayoko, orta saha pozisyonunda görev yapan Fildişi Sahili asıllı Fransız futbolcudur. Serie A takımlarından Milan'da forma giymektedir. Profesyonel kariyerine 2012 yılında Rennes B takımında başladı. Daha sonra sırasıyla Rennes, Monaco, Chelsea, Milan, Monaco, Napoli ve Milan takımlarında forma giydi.

Turgut Altınok

Turgut Altınok

Turgut Altınok (d. 1 Nisan 1962, Balâ), Türk avukat ve siyasetçi. Keçiören Belediye Başkanı.

Hayatı

Ankara'nın Balâ ilçesinin Aşıkoğlu köyünde 1 Nisan 1962 tarihinde dünyaya gelen Turgut Altınok; ilkokulu Keçiören Fevzi Atlıoğlu İlkokulu’nda, Ortaokulu ve Liseyi, Keçiören Kalaba Lisesi’nde okudu. Yüksek öğrenim için gittiği Azerbaycan da Hukuk eğitimini aldı. Türkiye - Azerbaycan ilişkilerine yaptığı katkılardan dolayı Azerbaycan Vektör Uluslararası İlim Merkezi tarafından fahri doktora payesi bulunan Turgut Altınok evli ve dört çocuk babasıdır.

Siyasi Hayatı

Gençlik yıllarından itibaren Ülkü Ocakları'nda görev almaya başlayan Turgut Altınok henüz 25 yaşında Milliyetçi Çalışma Partisi Keçiören İlçe Başkanlığına, hemen akabinde de Ankara İl Başkanlığı ve Merkez Yürütme Kurulu üyeliklerine seçildi. 12 Eylül Darbesi'nden sonra Milliyetçi Hareket Partisi'nde Genel Sekreterliğe kadar yükselen Turgut Altınok, 30 Mart 1994 Türkiye yerel seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisi'nden Keçiören Belediye Başkanı seçildi. 16 Ocak 1999 tarihinde Keçiören Belediye Başkanlığı için tekrar adaylığını kabul etmeyen MHP'den istifa etti ve 17 Ocak 1999 tarihinde Fazilet Partisi'ne katıldı. 18 Nisan 1999 Türkiye yerel seçimlerine Fazilet Partisi Keçiören Belediye Başkan Adayı olarak giren Turgut Altınok, yeniden Keçiören Belediye Başkanı seçildi.

28 Şubat süreci sonucunda Fazilet Partisi'nin kapatılması ve yerine Saadet Partisi'nin kurulması üzerine Abdullah Gül önderliğindeki yenilikçi kanatla birlikte AK Parti'nin kurucuları arasında yer aldı ve 28 Mart 2004 Türkiye yerel seçimlerinde AK Parti'den tekrar Keçiören Belediye Başkanlığına seçildi. 29 Mart 2009 Türkiye yerel seçimlerinde mevcut Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek ile girdiği Büyükşehir adaylığı yarışını kaybeden Turgut Altınok partisinden gelen yeniden Keçiören Belediye Başkan adaylığı teklifini de geri çevirerek aday olmadı.

30 Mart 2014 Türkiye yerel seçimleri için adı birçok parti ile anılan Turgut Altınok yaptığı açıklama ile Büyük Birlik Partisi'nden, Keçiören Belediye Başkanlığına aday olduğunu duyurdu. %30,3 alarak seçimi ikinci olarak bitirdi. 2019 Türkiye yerel seçimleri'nde Keçiören belediye başkanlığı için AK Parti'ye dönerek aday olmuş ve kazanmıştır.

Özel hayatı

Süreyya Altınok ile evlidir. Hacı Mehmet ve Fatih Furkan adında iki oğlu, Aybüke ve Ayça adında iki kızı vardır.

Kaynakça

Dış bağlantılar

  • Turgut Altınok Resmi Web Sitesi
  • Ak Partide Turgut Altınok adaylıktan çekildi 18 Nisan 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  • Turgut Altınok AK Parti'den istifa etti 12 Ocak 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  • Turgut Altınok BBP'den Keçiören Belediye Başkan Adayı
  • Seçim çalışmasında kavga çıktı 17 Ocak 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.

Gassan Mesud

Gassan Mesud (Arapça: غسّان مسعود; d. 20 Eylül 1958, Şam), Suriyeli oyuncu.

Evli ve bir erkek, bir de kız çocuk babası olan Mesud, Suriye'de birçok film çevirmiştir. Diplomasiyyoun adlı oyun kendisine aittir. 2005 yılında çekilen Cennetin Krallığı isimli filmde Müslüman orduların kumandanı Selahaddin Eyyubi olarak rol alması onun oyunculuk kariyeri için kilometre taşlarından biri olmuştur.

2006 yılında Türk yapımı Kurtlar Vadisi Irak isimli filmde, 2007 yılında da Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu isimli Amerikan yapımlı filmde rol almıştır. Çalışmalarını halen "Damascus Music and Drama School" ve "High İnstitution of Theatrical Arts" adlı platformlarda sürdürmektedir. Gassan Mesud, çok konuşulan kelebek filminde de oynadı. Ayrıca Hz. Ömer dizisinde ise Ebu Bekir rolünü oynamıştır.

Dış bağlantılar

  • IMDb'de Gassan Mesud
  • Resmî Site

Tomris filmi

Tomris filmi

Tomris, Akan Satayev tarafından yönetilen bir 2019 Kazak filmidir. Massagetlerin kraliçesi ve dünyanın ilk kadın hükümdarı Türk Tomris Hatun ve Pers kralı Büyük Kiros hakkındaki hikâyeyi anlatıyor. Filmin galası 25 Eylül 2019'da Kazakistan'ın Nur-Sultan şehrinde gerçekleşti.

Tomris

Tomris

Tehmire(Tomris) veya Tohmyris (Doğu İran Dilleri: Tahm-irih "Cesur") : MÖ 6. yüzyılda yaşadığı sanılan, Antik Doğu İrani dillerini konuşan Massaget konfederasyonu üzerinde hüküm sürmüş hükümdar.

Hayatı

Antik çağda Pers ve Medya'da hüküm süren Ahameniş İmparatorluğu ile büyük bir mücadeleye girişmiştir. Tomris Hatun barışçıl ama savunmaya önem veren bir yapıya önem göstermiş, bunu bir zayıflık olarak gören Pers İmparatoru Büyük Kiros ise hiç durmadan Saka topraklarına akın düzenlemiştir. Persler, Saka topraklarına girdiği vakit yakılmış tarlalardan başka bir şey bulamıyorlardı. Çünkü Sakalar geri çekiliyor ve savaş için uygun bir mevzi ve an bekliyorlar, bu olmadığı takdirde de savaşa girişmiyorlardı. Sakaları kovalamaktan bıkan Büyük Kiros İran'a geri dönmek zorunda kalıyordu. Bir süre sonra kendisine tabî olması ve kendisiyle evlenmeyi kabul ettiği takdirde Tomris Hatun ile uğraşmayacağını vadetti. Tomris Hatun bunun bir oyun olduğunu biliyordu ve teklifi reddetti.

Buna kızan Büyük Kiros büyük bir ordu toplayarak tekrar Saka topraklarına girdi. Bu orduda savaş için eğitilmiş yüzlerce köpek de vardı. Tomris Hatun artık kaçmanın yarar sağlamayacağını anlayıp uygun bir alan seçip Büyük Kiros'un ordusunu beklemeye başlar. İki ordu aralarında birkaç kilometre kalacak bir biçimde mevzilenir. Güneş battığı için savaşa tutuşmazlar ancak gece Büyük Kiros bir hile düşünmüş ve iki ordunun arasında bir çadır kurdurmuştur ve içinde güzel kızlar ve yiyecekler ve şarap bulunan çadıra ansızın saldırı düzenleyen Tomris Hatun'un oğlu Spargapises ve beraberindeki kuvvetler, içerideki birkaç Pers'i öldürüp eğlenceye dalmışlardır. Ancak birkaç saat sonra bir baskın düzenleyen Pers kuvvetleri çadırı basıp Tomris Hatun'un oğlu da olmak üzere içerideki Sakaları öldürürler. Tomris çok sevdiği oğlunun ölümüne üzülür. Yemin ederek şöyle söyler: Kana susamış Kiros! Sen oğlumu mertlikle değil o içtikçe zıvanadan çıktığın şarapla öldürdün. Ama güneşe yemin ederim ki seni kanla doyuracağım!

İki ordu Milattan Önce 529'da Seyhun nehri yakınlarında savaş düzeni alır. Kanatlara süvarilerini, ön saflara mızraklı piyadelerini, onların arkasına da okçularını dizen İmparator Kiros, şahsi muhafızları olan, efsanevi Ölümsüzler ile merkezde yer alır. Heredot'un "Yunan toprakları dışındaki en kanlı savaş" olarak tabir ettiği savaşta Sakalar kanca temrenli okları, güçlü yayları, eyer ve üzengiyle kullandıkları atları sayesinde savaşı kazanır. Ok atmakta usta olan ve savaş arabalarını büyük ustalıkla kullanan Sakalar, savaş köpeklerine rağmen Persleri bozguna uğratır. İmparator Kiros, adamlarının çoğunu kaybetmiş, bir kısmı da savaş alanından kaçmıştır. Sadece Ölümsüzler ile kalan Kiros'un etrafı Sakalar tarafından çevrilmiş, İmparator çember içine alınmıştır. Kiros, son bir hamle ile çemberi yarıp kaçmak için savaşırken, atından düşürülüp öldürülmüştür. Ahameniş İmparatorluğu'nun ilk büyük hükümdarı Kiros, ele geçirmek istediği topraklarda önce ordusundan sonra da canından olmuştur.

Tomris Hatun bir gece önce, oğlunun cesedinin başında ettiği yeminini yerine getirir. Büyük Kiros'un kafasını kan dolu bir fıçıya atarak "Hayatında kan içmeye doymamıştın, şimdi seni, kanla doyuruyorum!" der.

İki taraf için de büyük kayıpların verildiği savaşın sonunda, Saka ülkesi bir müddet daha Pers tehdidinden kurtulmuş olur.

Kültürel etkiler

Tomris/Tomaris'in adı günümüze kadar kullanılagelen birİrandişil ismidir.

İran tarihi ve İran edebiyatı için mühim bir şahsiyet olan Farkapın(Sparqapisin) kızıdır.

Galeri

Kaynakça

Santiago Amigorena

Santiago Amigorena (d. 15 Şubat 1962, Buenos Aires), Arjantinli senarist, yapımcı, oyuncu ve yönetmen. Arjantin ve Uruguay'da geçen çocukluk döneminden sonra 1973'te Fransa'ya yerleşti. Senaryo yazarı olarak otuz kadar filme imza attı. Les cahiers du cinéma dergisi için on makale yazdı. Aynı zamanda Une enfance laconique (1998), Une jeunesse aphone (2000), Une adolescence taciturne (2002) ve Le premier amour (2004) adlarında dört romanın da yazarıdır.

Filmografi

Yönetmenlik

  • 2006: Quelques jours en septembre (Eylülde Birkaç Gün)

Senaristlik

  • 2006: Quelques jours en septembre
  • 2003: Ni pour, ni contre (bien au contraire)
  • 2002: Le Loup de la côte Ouest
  • 2002: Ma caméra et moi
  • 2001: Tu ne marcheras jamais seul
  • 2000: Bon plan
  • 2000: Regarde-moi
  • 1999: Peut-être
  • 1999: Rien à faire
  • 1999: La Révolution sexuelle n'a pas eu lieu
  • 1998: Tokyo Eyes
  • 1998: Un fait divers (TV)
  • 1998: La Voie est libre
  • 1997: Post coïtum animal triste
  • 1997: Le Silence de Rak
  • 1997: Kini and Adams
  • 1996: Quand les étoiles rencontrent la mer
  • 1995: Afrique, mon Afrique...
  • 1994: Le Péril jeune
  • 1993: Le Fils du requin
  • 1993: Les Gens normaux n'ont rien d'exceptionnel
  • 1993: Maigret et les caves du Majestic (TV)
  • 1992: Samba Traoré
  • 1992: Maigret et la maison du juge (TV)
  • 1990: Jean Galmot, aventurier

Oyunculuk

  • 1999: La Révolution sexuelle n'a pas eu lieu
  • 1994: Le Péril jeune

Dış bağlantılar

  • IMDb'de Santiago Amigorena

Nampalys Mendy

Nampalys Mendy

Nampalys Mendy (d. 23 Haziran 1992), Leicester City takımında, orta saha pozisyonunda görev yapan Senegalli millî futbolcudur. Profesyonel kariyerine 2010 yılında Monaco B kulübünde başladı. Daha sonra sırasıyla Monaco, Nice, Leicester City ve Nice kulüplerinde oynadı.

Kariyer istatistikleri

maçın oynandığı 22 Ocak 2020 itibarıyla

Başarıları

Monaco

  • Ligue 2: 2012-13

Kaynakça

Dış bağlantılar

  • Soccerbase'te Nampalys Mendy

Wimbledon

Wimbledon

Wimbledon şu anlamlara gelebilir:

  • Wimbledon Tenis Turnuvası,
    • Wimbledon (film),
    • Wimbledon Effect
  • Wimbledon, Londra, eski şehir, bugün Büyük Londra, güney-batı Londra'da bir mahalle, nerede Wimbledon Tenis Turnuvası
  • Wimbledon, North Dakota, ABD'deki küçük bir şehir

Marko Livaja

Marko Livaja

Marko Livaja (26 Ağustos 1993, Split), Forvet mevkiinde görevli Hajduk Split takımında forma giyen Hırvat futbolcudur.

Kulüp Kariyeri

Altyapı Kariyerleri

Livaja, birçok altyapı takımda oynamıştır. 2011 yılında İnter takımının altyapısından A Takımına yükselmeyi başarmıştır.

Kaynakça

Lactobacillus bulgaricus

Lactobacillus delbrueckii subsp. bulgaricus, sütten yoğurt yapmak için kullanılan birkaç bakteri türünden biridir. Sinonim tür ismi Lactobacillus bulgaricus olup, geçerli taksonomik kayıt alt tür şeklindedir.

Adını ilk ortaya cıktığı ülke olan Bulgaristan'dan almaktadır. Bakteri sütte beslenerek laktik asit fermantasyonu yapar ve onu yoğurda dönüştürür. Enzimleriyle laktozu basit şekerlere parcalar. Ayrıca Lactobacillus bulgaricus fermantasyon yaparken yoğurda kokusunu veren asetaldehit te sentezler.

Efsaneye göre Balkan Dağlarında yaşayan bir adamın sağdığı sütü tutacak kadar tası yokmus. O da koyununun midesinden bir torba yapmış ve sütün bir kısmını içine koymuş. Ertesi sabah uyandığında sütün yoğurda dönüştüğünü görmüş ( büyük ihtimalle Lactobacillus bulgaricus sayesinde).

Bakteri ilk kez 1905'te Bulgar doktor Stamen Grigorov tarafından kayda alınmış.

Kaynakça

İnebolu

İnebolu

İnebolu, Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Kastamonu ilinin bir ilçesidir. Geleneksel yerli mimarinin birçok örneğine sahip bir Karadeniz liman şehridir.

Tarih

Türkler öncesi

İnebolu çevresindeki yerleşmelerin ne zaman başladığı tam olarak belirlenemese de ilk antik şehir MÖ. 3. yüzyılda Sinope'ye bağlı bir emperion olarak kurulmuş ve "Abonu'nun Duvarları" anlamına gelen Abonuteikhos adını almıştır. MÖ. 64 yılında Roma egemenliğine giren şehir, MS. 2. yüzyılda Roma İmparatorluğu hükümdarı Marcus Aurelius ya da Antoninus Pius döneminde İyonya kenti anlamındaki İonopolis adı verilmiştir. Ayrıca şehir, Apollon'un yılan formunda yeniden doğduğuna dair bir kült olan Glykon'a ve sahte peygamber olarak anılan Abonuteikhoslu Aleksandros'a ev sahipliği yapmıştır.

Türkler sonrası

1071 Malazgirt Savaşı'ndan sonra Anadolu'ya akın eden Türk Selçuklu Beylerinden Emir Karatekin 1084-85 yıllarında bölgeyi Türk hakimiyeti altına almıştır. Şehrin adı Selçuklu Hanedanı döneminde şimdiki halini almıştır. Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılmasından sonra Çobanoğulları Beyliği'nin, ardından Candaroğulları Beyliği'nin sınırları içinde kalan ilçe; 1383’de, I. Murad zamanında, Osmanlı Devleti’ne katılmıştır. Bölge Ankara Muharebesi'nden sonra tekrar Candaroğulları Beyliği'nin bir parçası olmuştur. İspanyol Seyyah Clavijo, 1404 yılında İnebolu'ya gelmiş ve bölgedeki kerestelerin çok iyi olduğundan bahsetmiştir.

Osmanlı Hakimiyeti

Candaroğulları Beyliği'nin 1461 yılında Osmanlı'ya katılmasıyla birlikte İnebolu da Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Osmanlı Devleti'nde yönetimsel anlamda yapılan düzenlemelerle 1896 yılında İnebolu ilçeye dönüştürüldü. 1880 ve 1885’te iki büyük yangın geçiren kentin ve çarşısı tamamen yanmıştır. Devrin Padişahı II. Abdülhamit zamanında, Kastamonu valisi olan Abdurrahman Paşa tarafından yapılan planla kent mimarisi yeniden düzenlenmiştir.

1915-1920 arası

İnebolu, Çanakkale Savaşı'nda 138 şehit verdi. I. Dünya Savaşı sırasında 19 Temmuz ve 20 Eylül 1915 ile 8 Ocak 1916 tarihlerinde Ruslar tarafından bombalandı. Osman Nuri Bey tarafından 25 Kasım 1919'da İnebolu Müdafaa-i Hukuk kuruldu. Yönetime Müftü Ahmet Efendi seçildi.

İnebolu'dan Zeki Bey Sivas Kongresi'nde Kastamonu'yu temsil etti. 10 Aralık 1920 İnebolu'da Esliha ve Cephane Komisyonu ve Menzil Nokta Komutanlığı kuruldu ve başına Erzincan Küçük Zabit seçildi. Türk Kurtuluş Savaşı için, sıralamayla bitmeyen birçok isimler el ele verdi.

Kurtuluş Savaşı

Dönemin önemli bir ticaret merkezi olan İnebolu ve İnebolu Limanı Türk Kurtuluş Savaşı'nda stratejik olarak önemli bir rol oynamıştır. Kurtuluş Savaşı'na katılmak için Ankara'ya gitmek isteyenlerin bir bölümü teknelerle İnebolu İskelesine geliyor ve buradan Anadolu'ya geçiyordu. İstanbul ve SSCB'den gelen savaş gereçlerinin Anadolu'ya giriş noktası da İnebolu iskelesi olmuştu. Bunu fark eden Yunanlar Karadeniz'deki donanmalarıyla iskeleyi denetlemeye başladı. Bundan sonuç alamayan Yunan savaş gemilerinden Panter ve Kılkış adlı iki Yunan zırhlısı 9 Haziran 1921'de İnebolu limanına geldi. Şehrin ileri gelenlerine ültimatom vererek cephane ve silahları iki saat içinde teslim etmesini söyledi. Savaş gemilerinin İnebolu'ya doğru hareket ettiği haberi zırhlılardan önce İnebolu'ya ulaşmış ve cephaneler bombalama karşında zarar görmemesi için iç kısımda kalan İkiçay Mevkii'ne, tepenin arkasında kalan ve zırhlıların top atışlarının ulaşamayacağı yerlere taşınmaya başlamıştı. Cephanelerin teslim edilmemesi üzerine Yunan savaş gemileri İnebolu'yu bombaladı. Ama Yunanlar Kurtuluş Savaşı'nın gereksinimi olan insan ve cephanenin Anadolu'ya giriş yeri olan bu iskeledeki etkinliği önleyemedi.

Bombalanmanın yıl dönümü olan 9 Haziran, İnebolu Kahramanlık Günü ilan edilmiştir.

İstiklal Madalyası ve Yiğit İnebolu

1924 yılında, İstiklal Madalyası alan ilk ve tek ''İlçemiz'' olan İnebolu'ya, Atatürk'ün önerisiyle TBMM tarafından ''Yiğit'' unvanı verilmiştir. (İl olan diğer şehirlerimiz Kahramanmaraş 1925'te, Gaziantep ve Şanlıurfa ise daha sonra İstiklal Madalyası almışlardır.) İnebolu'lar, Yiğit unvanını, ''Bizler her Türk evladının yapacağı gibi vatani görevimizi yaptık, her Türk yiğittir, farkımız yoktur'' mantığıyla kullanmamışlardır. Bu yüzden de, bu ilçemize hala sadece İnebolu denmektedir.

Türk İstiklâl Mücadelesi sırasında; işgal ordularının el koyduğu Osmanlı silah ve cephanesi İstanbul’dan bin bir güçlükle tekne ve takalarla İnebolu’ya getirilmiş, Mavnalarla (kayıklarla) sahile boşaltılmış, bu kutsal emanetler elden ele, yaşlı- genç, çocuk-kadın demeden, omuzlarda ve kağnılarla, İnebolu- Küre –Seydiler –Kastamonu yolu ile bağımsızlık Savaşı veren Kuvay-i Milliye güçlerine Ankara’ya ulaştırılmıştır.

Yiğit İnebolu’nun kahraman Kayıkçılarının;  savaşta göstermiş olduğu bu takdire değer mücadele ve vatan için yapılan unutulmaz hizmetleri göz ardı edilmemiş, TBMM tarafından 11 Şubat 1924 tarihinde yapılan  99. oturumunda 66 numaralı Kanunla İnebolu Mavnacılar Loncasına, “Beyaz Şeritli İstiklâl Madalyası ve Beratı” taltif edilmiştir. İnebolu Mavnacılar Loncasına verilen bu beyaz şeritli altın madalya ve berat,  kayıkçıların şahsında tüm İnebolu halkına verilmiş bir madalyadır.

İnebolu kayıkçılarının gayret ve başarıları 9 Nisan 1924 tarihli TBMM kararıyla Beyaz Şeritli İstiklâl Madalyası ile ödüllendirilmiştir.

Cumhuriyet dönemi

1923'te Cumhuriyet’in ilanından sonra Yunan Hükûmeti ile yapılan mübadele anlaşmasından sonra ilçe çevresinden 2000 Rum Yunanistan’a göç ettirilmiş, bazı Rumlar İnebolu'daki köy isimleriyle aynı adı taşıyan köyler kurmuşlardır. Mübadele sonrası İnebolu’da Rum kalmamış, ilçedeki köylerin Rumca isimleri de Türkçeleştirilmiştir. Mübadele öncesinde burada yaşayan Rumların torunları tarafından ilçeye ziyaretler yapılmıştır.

Şapka ve kıyafet devrimi

Atatürk 23 Ağustos 1925'te Kastamonu'ya gelmiştir. Burada İnebolu heyetini kabul etmiş ve yapılan davet üzerine 25 Ağustos 1925 Salı günü saat 11.00'de Kastamonu'dan İnebolu'ya hareket etmiştir.

27 Ağustos 1925 Perşembe günü İnebolu Türk Ocağı'nda tarihi Şapka Nutku'nu söylemiştir. Mustafa Kemal Atatürk'ün İnebolu'ya 1 gün için gelip 3 gün kaldığı, Şapka ve Kıyafet Devrimi'nin ilk Nutkunu söylediği, "Bu serpuşun adına şapka denir" dediği 25-28 Ağustos tarihleri arasında her yıl törenler yapılmaktadır.

İnebolu Türk Ocağı, 1931 yılında kapatılmış ve bina halkevi olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1951 yılında da Halkevlerinin kapatılmasıyla bina hazineye geçmiş; 1956'da belediyeye devredilmiş, vapur acentesi ve lokanta olarak işletilmiştir. 1999 yılında Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğüne devredilmiş, 2005'te başlayan restorasyon çalışmalarının ardından ziyarete açılmıştır. 2020 yılında ise müze olarak kullanılması üzerine çalışmalar başlatılmıştır.

Nüfus

Not: 1990 yılında Doğanyurt ilçesinin kurulması ile nüfus azalmıştır.

Coğrafya

Konum

İnebolu Karadeniz Bölgesi’nin Batı Karadeniz bölümünde yer almaktadır.Anadolu Yarımadası’nın kuzeyinden geçen 42 derece kuzey paraleli ile 34 derece doğu meridyeninin kesiştiği noktanın yaklaşık 25 km batısındadır. 89 km. güneyinde yer alan Kastamonu’nun kıyı şeridindeki şirin bir ilçesidir. Kuzeyden Karadeniz’le çevrili olan ilçemiz doğuda Bozkurt, batıda Doğanyurt, güneyde ise Devrekani, Küre ilçelerine komşudur.

Batı Karadeniz bölümünün hemen kıyı gerisinden itibaren yükselen, kıyıya paralel uzanan İsfendiyar (Küre) genç kıvrım dağlarının kuzey eteklerinde yer alan ilçe,474 km²'lik alan sahip olan İnebolu’nun kıyıdan 14–18 km kadar içerilerine sokulan güney sınırı Karacehennemboğazı Çayı’nın ikiye ayrıldığı kısmın biraz kuzeyinde Karadeniz’e yaklaşmaktadır. Merkez Nüfusu 9800 dür.

İklim

Bölge genel olarak Karadeniz iklimine sahiptir. Fakat özellikle bahar aylarında meydana gelen sisle Karadeniz Bölgesi'nin tipik ikliminden biraz farklılıklar göstermektedir. Kışları serin ve yağışlı, yaz ayları sıcak, nemli ve yağışlıdır. Nispi nem seviyesi her mevsim yüksek olan ılıman bir iklime sahiptir.

İnebolu'nun uzun yıllar (1960-2005) değerlerine bakıldığında; sıcaklık ortalaması: 13,1 derecedir. Ekstrem sıcaklık değerlerine bakıldığında; En yüksek sıcaklık 1977 yılı Ağustos Ayında 35,8 derece, en düşük sıcaklık ise 1985 yılı Şubat ayında -9,2 derece olmuştur.

İlçede yıllık ortalama 1000 mm civarında yağış almaktadır. Genelde ilçe merkezine yağmur yağışı düşmesine rağmen biraz yukarılara doğru çıkıldıkça kar yağışı oranı artarak devam etmektedir. İlçeye kar düşse de genelde erimesi birkaç günü geçmemektedir. İlçede en çok kar yağışı 1985 yılında 146 cm. yağmıştır. Bir sene içerisinde yağışlı gün sayısı 140 gündür. En çok yağış Aralık-Mart ayları arasında olmaktadır. Yağışlar genelde normal ve sağanak şeklinde yağışlardır. İlçede yılda ortalama 21 gün sis, 3 gün kırağı görülmekte, sıcaklığın (-) ye düştüğü gün sayısı ile 19 gün olarak tespit edilmiştir. Hakim rüzgâr yönü SSW (Güney-Güney Batı) yönüdür. Deniz suyu sıcaklığı ortalaması; 13,8 derecedir.

Bitki örtüsü

Yüksek sıcaklık frekanslarının düşük ve okyanusal hüküm sürdüğü kıyı kesimlerde, 250–300 m kadar sıcaklık istekleri, yüksek bazı maki elemanları ile Karadeniz’in daha nemcil türlerinin bir arada bulunduğu psödomaki yaygındır. Daha gerideki platolar sahasında, yerini kestane ve meşe ormanlarına bırakır. Plato sahasından dağlık alanların kuzeyinde kayın ormanları, güneyinde meşeler daha yaygındır. Daha yukarılarda ise karaçam ormanları yaygındır.

Akarsular

Yüksek ve engebeli bir yapıya sahip olan ilçe arazisine yerleşmiş bulunan akarsular, sularını denizlere gönderebilmek için üzerinde yer aldığı yataklarını, derin bir şekilde kazmışlardır.İsfendiyar Dağları’nın denize bakan yamaçlarından doğarak denize ulaşan çaylardan ibaret olan ilçe akarsuları içinde, önemli bir akarsu mevcuttur. İki çay adı verilen bu akarsuyun rejimi düzensizdir ve ilçeyi ikiye ayırır diğerleri ise şunlardır: Karacehennemboğazı Çayı, Kızılkara Çayı, Manastır Çayı, Adıyaman Çayı, Gemiciler Çayı. Belirtilen çaylar da rejimi düzensiz akarsulara dâhildir. İlçe çevresinde, yükseklikleri 400 m ile 1200 m arası değişen tepeler mevcuttur. İlçenin yer aldığı vadinin, ağız kısmının doğu ve batı bölümlerinde yer alan tepelerden, güneydoğuda yer alan Geriş Tepesi 495 m güneybatıda yer alan İslam Tepesi 589 m yüksekliğe sahiptir. Diğer tepeler ise; doğuda Darıca Tepesi, batıda Abaş Tepesi, daha batıda Kaleştiren Tepesi, doğuda Manastır Tepesi, güney batıda Çuha Tepesi, güneydoğuda Yukarı Vozu Tepesidir.

İdari yapı

İnebolu ilçesi mülki alanı, merkezi 9,5 km² toplamda ise 395 km² dir. İlçenin toplam olarak 34 km sahil kıyı şeridi bulunmaktadır.

İlçe sınırları içinde 1 belediye teşkilatı, 81 köy ve 138 bağlı mahalle bulunmaktadır. İlçe Merkez Belediyesi 10 mahalleden oluşmaktadır.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi'nin 2015 verilerine göre İnebolu'nun genel nüfusu 22.144’tür. Bu nüfusun 9 bin 509'u ilçe merkezinde, 12 bin 635'i ise köylerde yaşamaktadır.

Ekonomi

Balıkçılık

İnebolu'da tutulan hamsi ve diğer balıklar tüm Türkiye'ye gönderilmektedir.

Tarım

İnebolu köylerinin genel geçim kaynağıdır.

Ticaret

İnebolu Limanı her türlü yolcu giriş çıkışına açık olup, ithalat ve ihracat yapılabilmektedir. Kapasite artırımı çalışmaları devam eden limana 10.000 grostonluk gemiler yanaşabilmekte olup, ahşap doğrama, yonga levha, ağaç parke, bakırlı prit, sigara kağıdı, kristal şeker, gübre vb. ürünlerin ihracı ve ithalatı yapılmaktadır. Yılda çokça turizm amaçlı yat ve gezi teknesinin uğradığı ve konakladığı liman sahasında bir ahşap Tekne-Yat yapım tersanesi ve balıkçı barınağı bulunmaktadır. ayrıca Rusya'dan gelen özel gemilerinde dinlenme tesisi de denilebilir.

Küre'de çıkarılan bakır madeni İnebolu Limanı'ndan gemilerle taşınmaktadır. Bir dönem madenin Küre'den limana nakli için ETİ Bakır A.Ş. tarafından Alman PWAŞ firmasına 5 milyon dolara yaptırılan teleferik ise 1988 yılında hizmete girdikten 1 yıl sonra işletmeci firma tarafından elektrik maliyetlerinin yüksek bulunması, verimsizlik gibi sebepler gösterilerek devre dışı bırakılmıştır.

Kültür

İnebolu Evleri

İnebolu Evleri genelde 3 katlı bahçeli yapılardır. Bahçelerde erik, fındık, dut, elma, ceviz gibi meyve ağaçları bulunur. Hemen hemen her bahçede su kuyusu bulunur. Ayrıca bahçelerde yaz sohbetleri için çardak veya avlu içinde oturma mekanları bulunur.

Evler genelde bordo-beyaz renktedir. Bordo rengini Aşı Köyü'nden çıkarılan toprakla yapılan Aşı Boyasından alır. Aşı boyası bu ahşap evleri 20 yıl boyunca rahatlıkla koruyabilmektedir.

Evin çatısı genelde dört tarafa eğimlidir. Çatı denizden çıkarılan ve Marla Taşı (Arduaz) denilen geniş ve ince taşlarla örtülmüştür. Çatıda taş kullanılmasının sebebi son derece sert Karadeniz poyraz rüzgârlarında çatının dayanıklı olmasıdır. Marla taşı ise ince, düz yapısı ve ısı yalıtımına sağladığı katkıdan dolayı tercih edilmiştir.

Bodrum kat soğuktan korunmak ve rutubeti önlemek amacıyla taştan yapılır. İnebolu merkezinde bu bodrum katları iş yeri veya kiler olarak, kırsalda ise ahır olarak kullanılır. Her kat yüksek tavanlı, bol pencereli ve bağımsız bir daire şeklinde ana salona açılan odalar şeklinde tasarlanmıştır. Kat girişleri ana kapı girişinden veya dışarıdan merdivenle ayrılır. Bunun amacı ise aile genişledikçe bağımsız olarak evin rahat bir şekilde kullanılabilmesidir. Her katta tuvalet ve banyo bulunmaktadır. Bunun yanı sıra yatak odasında dolap denilen bugünkü kullanımda ebeveyn banyoya karşılık gelen ilk bakışta gardrop izlenimi uyandıran küçük banyo bulunur. Bazı evlerde iki odadan oluşan çatı katı da bulunur.

Bu tarihi evler Kültür Bakanlığı, Kastamonu Valiliği ve Ankara Mimarlar Odası'nın İnebolu Evlerini Yaşatma Projesi (İNEYAP) çerçevesinde koruma altına alınmıştır. Birçok evin de restorasyonu yapılmaktadır.

İnebolu Kayığı (Denk)

İnebolu Kayığı, Denk Kayığı, İnebolu Kütüğü, Taş Kayığı, Pazar Kayığı gibi isimler altında bilgilere rastlanan ve literatüre İnebolu Kayığı olarak girmiş Pereme tipi teknedir. Önce "kabuk tekniği" ile yapılmış tek Anadolu teknesidir. Bu teknik günümüzdeki gemi yapım tekniğinin bir önceki şekli ve temeli olarak bilinir. Ortalama boyu 10-11 metredir. Bu teknikle yapılmış ve bütün olarak korunabilmiş dünyadaki tek tekne İstanbul'daki Deniz Müzesi'nde sergilenmektedir. Sergilenen bu teknenin diğer bir özelliği ise, Kurtuluş Savaşı'nda ikmal amacıyla bölgede kullanılan bir tekne olmasıdır.

İnebolu Türküleri

  • Gıydıvanın Kızları
  • Birini De Yavrum Birini
  • Çayırda Buldum Seni
  • Çifte Çıkar Martinimin Dumanı
  • Elma Attım Nar Geldi
  • Aktaşın Karası
  • Hep Beraber Başlayalım
  • İndim Dere Beklerim
  • Pınar Başı Burma Burma
  • Aktaşın Pınarları
  • İnebolu'dan Kum Gelir

Folklor

  • Gemici ve kahramanlık türküleri
  • Yöresel Giysiler
  • Heyamola Oyunu
  • Kaşık Oyunu
  • Horon
  • Davul oyunları

Yemek

  • İnebolu Pidesi (Pazar Pidesi)
  • İnebolu Kestanesi
  • Sabah güveci
  • Kulak makarnası
Kulak makarnası içine et konularak katlanmış yufkanın haşlanmasıyla yapılır.
  • Kızılcık Tarhanası Çorbası
Olgun kızılcıkların unla hamur yapılıp kurutulmasıyla hazırlanan çorba malzemesine kızılcık tarhanası denir. Bu tarhanadan yapılan çorba kızılcık çorbasıdır.
  • Haluşka (Kulaklı makarna ile aynıdır)
Hamurdan yapılan etli yemek. Çeşitli bölgelerde mantı olarak bilinmektedir. Muska şeklinde hazırlanan hamur haşlanır ve üzerine tereyağı gezdirilerek ya da yoğurt ve biberli sos eklenerek servis edilir.
  • Bulgurlu Pazı Çorbası
  • Mangır Çorbası
  • Hamurlu Gözleme
  • Fasulyeli Erişte
  • Pıs
  • Samsi
  • Kaşık Helvası
  • Zarbana (Özlüce) Baklavası
  • Paklalı Makarna
  • Cevizli Mantı
  • Hamullu Ekmek

İnebolu Feneri

İnebolu'da denize bakan yamaçta kurulmuş, şu an terk edilmiş, 145 senelik bir deniz feneri vardır.

Fenerin özellikleri

  • Yeri: Inebolu Burnu
  • Yapım tarihi: 1863
  • Mevkii: 41° 58'42" N - 33° 45'54" E
  • Karakteri: Fi W 10s
  • Denizden yüksekliği: 38 metre
  • Yerden yüksekligi: 9 metre
  • Isik menzili: 11 mil
  • Yapısı: yıkılmak üzere olan fener evi ve beyaz beton kule

Eğitim

İnebolu ilçesinde bulunan eğitim kurumları şunlardır:

Yükseköğretim Kurumları

Ortaöğretim Kurumları

İlköğretim Kurumları

Spor

İneboluspor İnebolu'nun amatör futbol takımıdır. 1960'lardaki Doğanspor ve Güneşspor rekabeti sonrasında iki takımın birleşmesiyle kurulmuş ve 1970'li yıllarda Kastamonu Amatör Ligi'nde defalarca şampiyon olmuştur. Ancak son yıllarda eski başarısını yakalayamamıştır. İnebolu'da çim zemini olan bir stadyum bulunmaktadır. Ayrıca Özlüce'de (Zarbana) her yıl amatör futbol turnuvaları düzenlenmektedir.

İnebolu'da 2. spor kulübü İnebolu Gençlik ve Spor Kulübü adı altında 2007 yılında kuruldu. İnebolu Gençlik ve Spor Kulübü'nde Halkoyunları, Futbol, Tekvando, Masa Tenisi branşlar bulunmaktadır. Bu branşlarda 400 sporcu bulunmaktadır.

İnebolu'da son yıllarda özellikle okullarda voleybola ve masa tenisine olan ilginin arttığı görülmektedir.

Turizm

İnebolu, son yıllarda ilgi çekmeye başlayan turistik yerlerdendir. Denizin yanında özellikle doğal güzelliği, yemyeşil tepeleri hayranlık uyandırmaktadır. 2 adet plajın yanı sıra Cide ve Abana yolları güzergahında birçok güzel koylardan plaj olarak yararlanılmaktadır. Özellikle Özlüce köyü sahillerinin güzel kumsallar çadır ve karavan turizmi için çok elverişlidir.

Basın

İnebolu'da çeşitli gazeteler yayımlanmıştır. Daha önce İnebolu ve Hakkın Sesi gazeteleri yayımlanmıştır. Şu anda Yeni İnebolu Gazetesi, İnebolu Postası yanı sıra, internet üzerinden hizmet veren ve açıldığı günden beri yüzbinlerce kullanıcının ziyaret ettiği İnebolu Haber Gazetesi yayımlanmaktadır.

Galeri

Kaynakça

Dış bağlantılar

  • İnebolu Kaymakamlığı 8 Kasım 2006 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  • İnebolu Belediye Başkanlığı 20 Ocak 2007 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.


İhlas Holding

İhlas Holding

İhlas Holding, Türkiye merkezli holding şirketidir. Temeli, 1970 yılında Türkiye gazetesinin kurulması ile atılan İhlas Holding, Grup tarafından kurulan ve değişik sektörlerde faaliyet gösteren şirketleri 1993 yılında holding çatısı altında toplamıştır. Holdingin kurucusu Enver Ören'dir. Enver Ören'in hayatını kaybetmesinin ardından İhlas Holding'in başına Ahmet Mücahid Ören geçmiştir.

İhlas Holding'in dinamosu inşaat grubudur. İhlas Holding 2011 yılında sermayesini %100 bedelli artırarak 790,4 milyon TL’ye yükseltti. JCR Eurasia Rating tarafından kredi derecelendirme ve kurumsal derecelendirme yapılan İhlas Holding'in kredi notu A-1 ve görünümü pozitif olarak teyit edildi, kurumsal derecelendirmesi ise 10 üzerinden 7,91 olarak belirlendi.

Faaliyet alanları

İhlas Holding; birçok farklı alandaki grup şirketleri ile ticari hayatını sürdürmektedir.

Medya

  • İhlas Yayın Holding

İnşaat

  • İhlas İnşaat Holding

Enerji

  • İhlas Enerji

Üretim ve ticaret

  • İhlas Pazarlama Yatırım Holding
  • İhlas Ev Aletleri
  • Bisan
  • İhlas Madencilik
  • KPT Lojstik
  • İhlas Motor

Hizmet

  • İhlas Koleji
  • İhlas Vakfı

Dönemin faaliyet alanları

Medya kuruluşları

  • TGRT
  • İhlas Reklam Ajansı
  • Türkiye Gazetesi (İngilizce-Rusça)
  • Byte Türkiye Dergisi
  • Tekstil Teknik Dergisi
  • İhlas Auto Sport Dergisi
  • Tarih ve Medeniyet Dergisi
  • Konfeksiyon Teknik
  • Medikal Dergisi
  • Turizm Teknik Dergisi
  • Yapı Malzeme Teknik Dergisi
  • Tekstil Terbiye Teknik Dergisi
  • Türkiye Gazetesi Takvimi

Finans ve sigorta grubu şirketleri

  • İhlas Finans Kurumu
  • İhlas Sigorta
  • İhlas Hayat Sigorta
  • Egebank
  • Yurtbank

Otomotiv grubu

  • İhlas Motor
  • Ceres Kamyonet
  • Cobra Kamyon
  • Besta Panelvan ve Minibüs
  • Kia Capital
  • Kia Sephia
  • Kia Ciarus

İnşaat grubu

  • Yalova Evleri Projesi
  • İhlas Yuva Evleri
  • İhlas Marmara Evleri
  • İhlas Kaplıca Evleri

Sağlık grubu

  • İhlas Polikliniği
  • Türkiye Gazetesi Hastanesi
  • İnternational Hospital

Diğerleri

  • İhlas Ev Aletleri
  • Kaset Üretim ve Satış Grubu
  • Kimya Grubu
  • İhlas Törsan
  • İhlas Tarsan Elektronik Cihazlar
  • İhlas End. Ürünleri ve Dış Tic. AŞ.
  • İhlas Fuar Hizmetleri
  • İhlas Kargo AŞ.
  • İhlas Elektronik Sanayi ve Tic. AŞ.
  • İhlas Ticaret Merkezleri
  • İhlas Organizasyon
  • İhlas Bilgi İşlem
  • İhlas Mobilya
  • İhlas Dekorasyon
  • İhlas Pazarlama
  • İhlas Kömür
  • Databank
  • Bereket Marketler Zinciri

Kaynakça

Dış bağlantılar

  • Resmî site

Fortnite

Fortnite, Epic Games ve People Can Fly tarafından geliştirilen, Epic Games tarafından 25 Temmuz 2017'de yayınlanan nişancı oyunudur. Oyun, 4 kişiye kadar eşli oynanışa sahip bir görev yapma oyunudur. Oyun, aynı oyun motoruna sahip Save the World, Fortnite Battle Royale (hayatta kalma) ve Kreatif adında üç oyun modunu içerir. Eylül 2017'de yayınlanan hayatta kalma modu sonrası oyunun popülerliği artmıştır.

Fortnite Battle Royale modu dünyada popülerlik kazanmasından bu yana 125 milyon civarında bir oyuncu sayısına sahiptir. SuperData'nın verilerine göre Fortnite 2018'in en çok kazanan oyunu olmuştur. Oyunun 2018 yılında 2,4 milyar dolarlık bir gelir elde ettiği bilinmektedir. Bunun yanı sıra oyun, oynaması ücretsiz tüm konsol oyunlarının gelirlerini 2017 yılında %458 oranında artırmıştı.

Oyunun mobil cihazlar üzerinden kaldırılması

Fortnite : Battle Royale oyununun, iOS ve Android istemcileri 13 Ağustos 2020'de sırasıyla Apple ve Google tarafından kaldırıldı çünkü Epic Games, kullanıcıların V-papel satın alma şeklini oyunu mobil platform üzerinden sunmak için kullandığı şirketlere aykırı şekilde değiştirdi ve Epic Games'in Apple'a karşı dava açmasına neden oldu. Hem, Fortnite : Battle Royale hem de Fortnite : Save the World'ün macOS istemcisi indirilebilir olsa da güncellenemez ve dolayısıyla oynanamaz. Android'de, artık Google Play'de mevcut olmasa da, diğer tüm Android cihazlarda doğrudan Epic Games uygulamasının yanı sıra Samsung Galaxy cihazlarındaki Samsung Galaxy Store aracılığıyla da kullanılabilir.

Canlı etkinlikler

Oyun, belirli aralıklarla canlı etkinlikler düzenlemektedir.

Kaynakça

Özcan Köknel

Özcan Köknel

Özcan Köknel (d. 7 Aralık 1928, İstanbul ö.26 Haziran 2022) Türk psikiyatrist, yazar, öğretim üyesi. İstanbul Tıp Fakültesi'nden 1952'de mezun olduktan sonra aynı fakültede psikiyatri uzmanlığı eğitimini tamamladı (1958) ve öğretim üyesi oldu. Bir süre Roma'da çalıştı. 1995'te emekliye ayrıldı. Uzun süre İstanbul Tıp Fakültesi psikiyatri anabilim dalı başkanlığı yaptı. Halka yönelik yazdığı popüler psikiyatrik kitaplarla tanındı.

Solbakken

Solbakken

Ola Selvaag Solbakken, Tippeligaen kulübü Bodø/Glimt için forvet olarak oynayan Norveçli bir futbolcudur.

TGRT

TGRT

TGRT (tam adıyla Türkiye Gazetesi Radyo Televizyonu), Türkiye'de özel televizyonculuğun ilk yıllarında İhlas Holding tarafından 22 Nisan 1993 tarihinde Cağaloğlu'nda açılmıştır. Türkiye'nin yabancı sermayeye satılan ilk ulusal televizyon kanalıdır. Yayın hakları 25 Temmuz 2006 tarihinde Amerikalı News Corporation şirketine satılan kanal, FOX olarak yayınlarını sürdürürken, TGRT'ye ait Karasal yayın frekansları ve yayın haklarının birçoğu satıldı. TGRT markası kurumsal şirket adı olarak varlığını sürdürürken, kardeş kanalları TGRT Haber ve TGRT Belgesel ile TGRT EU üzerinden yayına devam etmektedir.

Tarihçe

Türkiye'nin ilk özel televizyon kanallarından biri olan TGRT 22 Nisan 1993 tarihinde Enver Ören tarafından Cağaloğlu, Cibali, Fatih'te kurulmuştur. Star TV, Teleon, Show TV, Kanal 6, HBB, Samanyolu TV, Flash TV ve Mesaj TV ile birlikte aynı dönemde kurulan TGRT ilk yıllarında daha çok muhafazakar ve milliyetçi çizgide bir yayıncılık benimsemiş dini filmler, sohbet programları, evliya ve ulemanın hayatını anlatan yapımlar, mukabele, belgeseller ve aile dizileri ile ön plana çıkmıştır. Yine İhlas Grubu tarafından kurulan ve ülkemizin ilk özel haber ajanslarından biri olan İhlas Haber Ajansı ile ortak bir yayın politikası ile etkili haber bültenlerini izleyicilerine aktarmıştır. Aynı zamanda Türkiye'nin ilk özel radyolarından olan TGRT FM'de aynı dönemde TGRT ile birlikte yayın hayatına başlamıştır.

TGRT, 1998 yılından itibaren yayın çizgisini tamamen değiştirerek daha çok eğlence, müzik, magazin ve dizi ağırlıklı bir yayın tarzına geçmiş ve kısa sürede Türkiye'nin en çok izlenen kanallarından biri haline gelmiştir. Seda Sayan, Sibel Can, Gülben Ergen, Seren Serengil, Hülya Avşar, Ebru Gündeş, Pınar Altuğ, Muazzez Ersoy, Sibel Turnagöl, Sinan Özen, Cüneyt Arkın, Kadir İnanır, Kenan Doğulu, Kenan Kalav, Mehmet Ali Erbil, Alişan, Özcan Deniz, Mahsun Kırmızıgül, Erkan Petekkaya, Emrah gibi ünlü isimler TGRT'de dizi ve eğlence programları yapmaya başlamıştır. O yıllarda kanalın ana haber bültenini ise Jülide Ateş sunmaktaydı. TGRT, 25 Eylül 1998 tarihinde logosunu değiştirip, logosunu sağ üst köşeden sağ alt köşeye kaydırmıştır.

1998 yılında başlayan değişim süreci 2000'li yılların başında devam etmiş TGRT aynı dönemde kadın ve yaşam programları, sabah programları, magazin programları ve yerli diziler yayınlamaya devam etmiştir. 2002-2019 yılları arasında ekrana gelen ve farklı kanallarda yayımlanan, Türkiye'nin en çok izlenen dizilerinden biri olan ve uzun yıllar ekranlarda kalan ÇocuklarDuymasın dizisi de ilk olarak TGRT tarafından yayınlanmıştır. İlk 13 bölümü burada yayımlandı, daha sonra atv'ye geçti.

2001 yılında İhlas Holding bünyesindeki İhlas Finans'ın ekonomik krize girmesiyle başlayan süreçten TGRT'de etkilenmiş eski popülerliğini yavaş yavaş kaybetmeye başlamıştır. Bir dönem Türkiye'nin en ünlü isimlerinin program yaptığı kanal eskisi kadar olmasa da yine programlarına devam etmiştir. İhlas Finans 10 Şubat 2001 tarihinde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 171 sayılı kararı ile faaliyet izni durdurulmuş ve şirket tasfiye sürecine girmiştir. O tarihten sonra TGRT eski popülerliğinden uzaklaşmıştır.

2004 yılından itibaren TGRT'nin yeni kanalları TGRT Haber, TGRT Pazarlama ve TGRT EU kanalları yayın hayatına başlamıştır. 2010 yılında ise TGRT Pazarlama kanalı TGRT Belgesel olarak isim değiştirmiştir.

Ekonomik krize giren ve İhlas Finanstan kaynaklanan borçları kapatmakta zorlanan grup 2006 yılında Amerikalı News Corporation şirketine TGRT'yi (Ana ve ulusal kanal) satmıştır. TGRT'nin isim hakkı İhlas Grubunda kalmak şartıyla 2006 Temmuz ayında kanalın bütün hisselerini News Corporation şirketine ve Ahmet Ertegün'e satılmıştır. Sonrasında Avrupa'daki Türklere yönelik yayın yapan TGRT EU'da satışa dahil olmuştur ve FOX Türk yayına başlamıştır.

Söz konusu satış sadece TGRT'yi kapsamaktaydı. (Sonrasında TGRT EU'da satışa dahil oldu.) TGRT Markası İhlas Grubunda kalmıştır. 24 Şubat 2007 akşamı düzenlenen özel bir programla TGRT, FOX ismini almıştır. Ayrıca düzenlenen programda Kenan Doğulu da konser verdi. TGRT, halîhazırda FOX olarak yayın hayatına devam etmektedir. TGRT Haber, TGRT Pazarlama ve TGRT FM gibi kuruluşlar ise İhlas Holding'e bağlı olarak yayınlarına devam etmektedir.

Enver Ören'in vefatından sonra Mücahit Ören yönetimindeki İhlas Holding günümüzde TGRT Haber, TGRT Belgesel, TGRT EU, TGRT FM ve Türkiye Gazetesi ile medya sektöründe faaliyetlerine devam etmektedir.

TGRT Haber

TGRT Haber, İhlas Holding bünyesinde bulunan bir haber kanalı. 29 Ekim 2004 tarihinde yayın hayatına başlamıştır. İhlas Holding iştiraklerinden İhlas Haber Ajansı ile kuvvetli yayın ortaklığı yapmaktadır.

15 Aralık 2013 tarihinden itibaren TGRT EU ile birlikte 16:9 yayın formatına geçmiştir.

2014 yılının 22 Nisan gününde yani TGRT yayınlarının ilk başladığı günün 21. yıldönümünde bütün TGRT ailesiyle beraber logo değişikliğine uğramıştır. Yıllardır kullanılan sarı-mavi renkli logonun yerine kırmızı-siyah renkli bir logo kullanılmaya başlanmıştır. Ayrıca TGRT EU kanalıyla beraber logosu sol üst köşeden sağ alt köşeye kaydırılmıştır. 21 Temmuz 2020'de HD yayına geçmiştir. 22 Temmuz 2020 'de ise TGRT EU ile beraber logosu sağ alt köşeden tekrar sol üst köşeye taşınmıştır.

TGRT EU

TGRT EU, 17 Aralık 2004 tarihinde kurulan TGRT'nin Avrupa'daki Türklere yönelik yayın yapan televizyon kanalı. Sahibi İhlas Holding olan kanalın yayın akışı Avrupa saatine göredir.

22 Nisan 1993 tarihinde yayın hayatına başlayan İhlas Holding'in yayın kuruluşu olan TGRT'nin yayın haklarının devredilmesinden sonra aynı frekans üzerine kurulmuştur.

TGRT EU; İhlas Holding'e bağlı olan Huzur Radyo TV A.Ş. şirketine aitti. Satış işlemi 15 Kasım 2006 tarihinde gerçekleştirilerek borsaya İhlas Holding tarafından bildirilmiştir. Bu satış ile birlikte şirketin %56.5'i devredilmiş oldu. News Corporation daha sonra bu şirketin diğer hissedarlarıyla da anlaşarak şirketin tümünü satın aldı.

Bu satış işlemi, İhlas Yayın Holding'in bağlı ortaklığı olan TGRT Haber TV A.Ş.'yi ve bu şirketin bünyesinde bulunan TGRT Haber ve TGRT FM Radyosunu kapsamamaktadır.

News Corporation, bu işlemi Ahmet Ertegün ile birlikte gerçekleştirdi. Ahmet Ertegün'ün Atlantic Records şirketiyle anılan şirket Şubat 2007'den beri içerisinde FOX Türk adıyla kiralanan Eski Et ve Balık Kurumu binasından yayın yapmaktaydı.

FOX TV ve FOX Türk'ü kapsayan Huzur Radyo TV'nin sahibi Rupert Murdoch o dönem istediği başarıyı yakalayamayınca FOX Türk'ü İhlas Holding'e geri verdi. 1 Temmuz 2009 tarihinde kapanmıştır ve FOX Türk aynı frekansını TGRT EU'ya devretmiştir. 22 Nisan 2014'te logo ve format değişikliği yapıp Avrupa'ya özgü programların yanında TGRT döneminden kalma dizileri yayınlamaya başlamıştır. Zaman zaman TGRT Haber'le beraber ortak yayın yapmaktadır. 2020 yılında ise TGRT Haber ile beraber logosu sağ alt köşeden tekrar sol üst köşeye taşınmıştır. Ayrıca Avrupa'daki Türkler'in gazeteleri ve yazılı basın organları Türkiye Avrupa ve Post gazetesine aittir.

TGRT Pazarlama

TGRT Pazarlama, İhlas Holding'in Huzur Radyo TV A.Ş. şirketi bünyesinde bulunmuş bir alışveriş kanalıdır. 29 Ekim 2004'te kurulan TGRT Pazarlama, Türkiye'nin 24 saat yayın yapmış ilk alışveriş kanalıdır. 22 Nisan 2010'da yayını sona ermiştır. TGRT Belgesel olarak yayına devam etmektedir.

TGRT Belgesel

TGRT Belgesel, İhlas Holding'in kurduğu, TGRT Dijital TV Hizmetleri A.Ş. bünyesinde bulunan bir belgesel kanalıdır.

22 Nisan 2010'da yayına başlamıştır. Tabiat, hayvanlar âlemi, tarih ve önemli şahsiyetlerin hayat hikâyeleri gibi çeşitli konularda belgeseller yayınlamaktadır. Açılmasıyla birlikte TGRT Pazarlama kanalı yayınına son vermiştir.

22 Nisan 2014'te bütün TGRT ailesiyle beraber logo değişikliğine gitmiştir.

TGRT FM

TGRT FM, Türkiye'de ulusal yayın yapan bir radyo istasyonudur. 4 Ekim 1993 tarihinde Enver Ören tarafından kurulmuş ve TGRT ile beraber yayın hayatına başlamıştır.

İlk yayına başladığı dönem İstanbul'da FM 93.1 ve 88.6 Frekanslarından yayın yapmaktaydı. Daha sonra 88.6 Frekansını iptal ederek sadece 93.1 Frekansından yayın yapmıştır. Doksanlı yıllardan itibaren Türkiye'de genelinde yaygın yayın ağına sahip özel radyolardan biridir. Türkiye genelinde 120 noktada karasal yayını bulunmaktadır. Karasal Frekansları dışında Türksat uydusu üzerinden tüm Avrupa'da ve İnternet üzerinden de tüm dünyada dinlenebilmektedir. TGRT FM sadece müzik yayını değil, Haber programları, dini programlar, sohbet, arkası yarın, radyo tiyatrosu, huzura doğru, tarih sohbetleri ve kültürel ağırlıkta programlar yayınlamaktadır.

TGRT FM, 22 Nisan 2014 tarihinde bütün TGRT ailesiyle beraber logo değişikliğine gitmiştir.

21 Eylül 2020 itibarıyla TGRT FM'in İstanbul frekansı 93.2 olarak değişmiştir. 2021 yılı başında Bursa, İzmit ve Sakarya frekansları da 93.2 olarak değişti.

Programları

Kaynakça